⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 451
🕐 Son Güncelleme: 29.09.2026 16:39
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski kamera asistanı Tamer Kocager, 5 yıl çalıştığı dizi ve sinema sektöründeki ağır sömürü düzenini ve mobbingi gözler önüne serdi.
- İstanbul’daki derinleşen barınma krizi ve cüzi ücretler nedeniyle geçinemeyen Kocager, mesleği bırakarak Fransa’ya yerleştiğini açıkladı.
- Sektördeki derneklerin emekçileri korumaktan uzak olduğunu belirten Kocager, setlerdeki Yeşilçam’dan kalma hiyerarşik baskının devam ettiğini vurguladı.
Ekran önündeki ışıltılı hayatlar, lüks prodüksiyonlar ve milyonluk bütçeli projeler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, madalyonun diğer yüzünde setlerin asıl yükünü omuzlayan kamera arkası emekçilerinin yaşadığı dram göz ardı ediliyor. Dizi ve sinema sektöründe 5 yıl boyunca kamera asistanlığı ve prodüksiyon biriminde görev yapan Tamer Kocager, sektörün iç yüzünü ve maruz kaldığı ağır sömürü çarkını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
“Mesleğe Büyük Bir Tutkuyla Başlamıştım”
Sinema ve televizyon eğitimi aldıktan sonra büyük bir tutkuyla sektöre adım attığını belirten Kocager, zamanla hayallerinin gerçeğe dönüşmediğini, aksine setlerde “Yeşilçam’dan kalma” acımasız ilişki ağlarıyla ve katı bir hiyerarşiyle karşılaştığını ifade etti. Uzun çalışma saatlerinin ve kuralsızlığın standart haline geldiği set ortamında, asistanlardan görüntü yönetmenlerine uzanan bir baskı zincirinin varlığından söz etti.
Kocager, yaşadığı süreci şu sözlerle özetliyor: “Eğer kurulu bir ekibin parçası değilseniz ve oraya sonradan dahil olduysanız inanılmaz zorluklar yaşamaya başlıyorsunuz. Ulusal bir dizide çalışırken tüm kamera ekibi değişti, prodüksiyon benimle birlikte iki kişinin devam etmesini istedi. Gelen yeni ekiple çalışmaya başladığımızda mobbinge maruz kaldık.” Bu sistematik baskının bir süre sonra fiziksel ve ruhsal sağlığını da tehdit eder boyuta ulaştığını belirtti.
Dernekler Emekçileri Korumuyor İddiası
Sektördeki meslek derneklerinin işleyişine de sert eleştiriler yönelten eski kamera asistanı, derneklerin set emekçilerinin haklarını ve güvencelerini savunmak yerine, belirli bir zümreye yüksek bütçeli işler sağlayan kapalı yapılara dönüştüğünü savundu. Sektördeki bu kastlaşmanın genç ve savunmasız çalışanları yalnızlaştırdığına dikkat çekti.
Barınma Krizi ve Yurtdışına Göç Kararı
Ağır çalışma koşullarının yanı sıra derinleşen ekonomik krizin de kendisini meslekten soğuttuğunu dile getiren Kocager, aylarca çok cüzi rakamlara hatta bazı dönemlerde bedavaya çalıştırıldığını ifade etti. İstanbul’daki beş yıllık emeğinin ardından yaşanan barınma krizinin ortasında kaldığını belirten Kocager, “Artık kiramı ödeyemeyecek boyuta gelmiştim. Bir ay içinde kirama iki kez zam yapıldı” diyerek ülkeyi terk etme sürecini özetledi. Yaklaşık bir yıl önce Fransa’ya taşınmak zorunda kalan Kocager, sinema tutkusunun bu baskı düzeni tarafından yok edildiğini kaydetti.
Benzer ekonomik ve sosyal zorluklarla mücadele eden vatandaşların günlük yaşamda karşılaştığı diğer sorunlar arasında, İngiliz öğrencileri şoke eden Türkiye gerçeği: “Bedava mı?” başlıklı analizde de ele alınan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı başrolde yer alıyor.
Öte yandan, sadece sinema sektörü değil, farklı alanlardaki çalışanlar da benzer hak arayışları ve adalet mücadeleleri veriyor. İstanbul’daki hukuk ve hak savunuculuğu arenasındaki gelişmeler yakından takip edilirken, bu durum Avukat Ali Kasım Tuna İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığına Aday sürecinde olduğu gibi kurumsal yapılardaki değişim taleplerini de tetikliyor.



