⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 02.10.2026 11:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, kilit delil olan cep telefonunun kaybedilmesi üzerine 7 kişiye dava açıldı.
- İddianamede, mahkeme kararıyla teslim alınan telefonun incelenmeden yok edildiği ve bu durumun kasten öldürme şüphesini aydınlatabilecek verileri kararttığı öne sürülüyor.
- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş’in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında “suç delillerini yok etme” suçundan yargılama başlattı.
Eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz’daki çiftliğinde hayatını kaybetmesiyle başlayan şüpheli ölüm süreci, 10 yılın ardından yeni bir hukuki boyuta taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma sonucunda hazırlanan üç ayrı iddianame, olayın en kritik delili olan “kayıp cep telefonu” etrafında şekilleniyor.
Kritik Delil Yok Edildi: Telefon Nerede?
Olayın hemen ardından emniyet güçleri tarafından muhafaza altına alınan ve parmak izi incelemesine gönderilen Denizolgun’un cep telefonu, dosyanın seyrini değiştirebilecek nitelikteydi. Ancak İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla, söz konusu telefonun da içinde bulunduğu eşyalar Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edildi. İddianamede, bu teslimatın ardından telefonun izinin tamamen kaybolduğu belirtiliyor.
Tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik, çuval içindeki eşyaları incelemeden Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle Kısıklı’daki bir eve götürdüğünü ve burada bir çalışana teslim ettiğini beyan etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında yapılan aramalarda ise cihazın izine ulaşılamadı. 30 Eylül 2026 tarihli tutanakla, telefonun ele geçirilemediği ve hukuki delil olma vasfını yitirdiği resmen tescillenmiş oldu.
İddianamede “Kasten Öldürme” Vurgusu
Savcılık makamı, telefonun içinde bulunan mesaj içerikleri, notlar ve fotoğrafların, Denizolgun’un ölümündeki kasten öldürme şüphesini aydınlatmak adına hayati bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Cihazın bilinçli bir şekilde yok edildiği kanaatine varan başsavcılık, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş hakkında “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçundan dava açtı. Bu süreç, günümüzde Fon Koordinasyon Kurulu gibi stratejik birimlerin faaliyetlerinin yakından takip edildiği bir dönemde, kamuoyunun adalet arayışını yeniden alevlendirdi.
Öte yandan, yaşanan bu hukuki gelişmeler Türkiye gündemini meşgul etmeye devam ederken, toplumun farklı kesimleri S&P’den Türkiye’nin Fon Soruşturmasına İlk Yorum gibi ekonomik ve siyasi etkileri olan gelişmeleri de yakından takip ediyor. Denizolgun dosyasına dahil edilen özel doktor ve adli tıp uzmanları hakkındaki diğer iddianameler ise, olayın tıbbi boyutunun da derinlemesine inceleneceğini gösteriyor.
Hukuk çevreleri, 10 yıl sonra gelen bu iddianamelerin, “şüpheli ölüm” dosyasının yeniden açılması ve gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması adına bir dönüm noktası olabileceğini ifade ediyor. Önümüzdeki günlerde görülecek duruşmalarda, kayıp telefonun akıbetine dair verilecek ifadeler davanın seyrini doğrudan etkileyecek.



