⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 409
🕐 Son Güncelleme: 02.10.2026 17:08
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Köprügören köyünde, haziran ayında suyla buluşturulan meşhur çeltiklerin 4 aylık büyüme dönemi tamamlanarak hasadına başlandı.
- Geleneksel ve tamamen doğal yöntemlerle üretilen ata tohumu pirinç, eşsiz lezzeti sayesinde yalnızca bölge halkından değil, Ankara gibi farklı şehirlerden de yoğun ilgi görüyor.
- Üreticiler tarlalarda orakla biçtikleri çeltikleri taş ve kütük üzerinde döverek saplarından ayırıyor, ardından öğütülmek üzere değirmenlere taşıyor.
Türkiye’nin tarımsal zenginlikleriyle öne çıkan coğrafyalarından biri olan Artvin, geleneksel yöntemlerle üretilen ve lezzetiyle adeta parmak ısırtan tarım ürünlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda, ülkenin en özgün tarım faaliyetlerinden biri olan çeltik (pirinç) üretimi, bu yıl da zorlu ama bir o kadar bereketli bir süreçle sahalara indi. Gündemdeki sıcaklığını koruyan tarımsal gelişmeler, Tıpkı Hatay’da yüzleri güldüren tarımsal hasat haberleri gibi üreticinin emeğini gözler önüne seriyor.
4 Ay Boyunca Suyun İçinde Büyüyor
Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Köprügören köyünde gerçekleştirilen çeltik üretimi, Haziran ayında tarlaların yaklaşık 20 santimetre suyla doldurulmasıyla başlıyor. İki günlük bekleyişin ardından toprakla buluşan ata tohumları, yaz ayları boyunca tamamen suyun içerisinde varlık mücadelesi veriyor. Üreticiler, bu süreçte su seviyesinin korunmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Üretici Sevgi Pehlivan, çeltik tarımının çilesini şu sözlerle özetliyor: “Pirinç biçiyoruz ama bugüne gelene kadar çok çilelerden geçiyoruz. Haziranda suyunu dolduruyoruz. Önceden öküzler vardı, şimdi traktörle suyu bulandırıyoruz. Bu suyu yaz boyu tarlanın içerisinde tutmak zorundayız. Su olmazsa yetişmiyor. Şimdi biçiyoruz, tahta kütük üzerine vurularak ayıklanacak. Aşamaları çok, sofralara gelene kadar zahmeti de çok.”
Geleneksel Yöntemlerle Zorlu Mesai
Teknolojinin imkanlarına rağmen köklerine bağlı kalan yöre halkı, hasat döneminde eski gelenekleri yaşatmaya devam ediyor. Olgunlaşan çeltikler, üreticiler tarafından tarlada orakla tek tek biçiliyor. Ardından taş ve kütükler üzerinde dövülerek sapından ayrılıyor. Bu zahmetli sürecin ardından değirmenlere götürülen pirinçler, son halini alarak sofralardaki yerini alıyor.
Köyde amcasına yardım etmek için bulunan Kadir Keleş, “Bu işler eskiden öküzlerle yapılırdı. Tarladaki suyun içerisinde öküzlerle yürürdük. Şimdi bu işi traktörler yapıyor. Büyüyünce biçiyoruz ve kütüğe vurarak ayırıyoruz. Sonra da değirmene götürüyoruz” diye konuştu.
Ankara’dan Lezzet İçin Geliyorlar
Yusufeli pirincinin ünü Artvin sınırlarını çoktan aşmış durumda. Eşsiz aroması ve katkısız yapısıyla bilinen bu özel ata tohumu pirinci alabilmek için vatandaşlar şehir dışından bölgeye akın ediyor. Ankara’dan özel olarak Yusufeli’ne gelen Şükrü Çakaloğlu, “Bu pirincin lezzetini diğer pirinçlerden alamıyoruz. Her sene buraya geliyorum, pirincimi alıp Ankara’ya götürüyorum. İsteyen arkadaşlarıma da veriyorum. Yusufeli pirinci meşhur olduğu için gelip alıyorum” diyerek ürünün kalitesini vurguluyor. Tarım alanındaki bu yerel başarı hikâyeleri, tıpkı devlet destekli diğer alternatif tarım girişimleri gibi kırsal kalkınmaya büyük ilham veriyor.



