⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 427
🕐 Son Güncelleme: 02.10.2026 16:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Manisa’daki birliğinden İstanbul’a usta birliğine sevk edilen ve askerliği sırasında hastanede hayatını kaybeden er Ali Gönülcan’ın ailesinin vazife malullüğü talebi, ölüm kaydı bulunmadığı gerekçesiyle SGK ve yerel mahkeme tarafından reddedilmişti.
- Ailenin avukatı tarafından yapılan istinaf başvurusunu değerlendiren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, yerel mahkeme kararını oybirliğiyle kaldırdı.
- İstinaf mahkemesi, kayıt tutma yükümlülüğünün askeri birlik ve hastanelere yani devlete ait olduğunu vurgulayarak emsal nitelikte bir karara imza attı.
Türkiye’nin adalet mekanizmasında uzun yıllar konuşulacak ve benzer mağduriyet yaşayan binlerce aileye umut ışığı olacak emsal nitelikte bir yargı kararına imza atıldı. Askerlik görevi esnasında rahatsızlanarak hastanede hayatını kaybeden bir erin ölümüne dair resmi kayıtların kurum arşivlerinde bulunamaması nedeniyle reddedilen vazife malullüğü başvurusu, üst mahkeme tarafından haklı bulundu. Gündemi sarsan bu hukuki gelişme, devletin idari sorumluluklarının sınırlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Askerlik Görevinde Başlayan Trajedi ve SGK Süreci
Olayın geçmişi 1984 yılına dayanıyor. Ali Gönülcan, 8 Temmuz 1984 tarihinde askerlik görevini yapmak üzere Manisa ilindeki eğitim birliğine katıldı. Acemi eğitimini başarıyla tamamlayan Gönülcan, 26 Ekim 1984 tarihinde İstanbul’daki usta birliğine teslim oldu. Sağlam ve sağlıklı bir şekilde vatani görevine başlayan er, hizmet süresi içinde fenalaşarak rahatsızlandı. Sevk edildiği GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Gönülcan, tüm müdahalelere rağmen 23 Aralık 1985 tarihinde vefat etti.
Aradan geçen uzun yılların ardından Gönülcan’ın eşi, 2024 yılında eşinin vazife malulü sayılması için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) resmi başvuruda bulundu. Ancak kurum, başvuruyu zımnen reddetti. SGK, erin ölümünün askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğini kanıtlayan resmi bir belgenin bulunmadığını savundu. Bu gelişme üzerine Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde işlemin iptali için dava açıldı. Yerel mahkeme de “ölüm olayının askerlik hizmetinin etkisinden kaynaklandığına dair bilgi veya belge bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine hükmetti.
İstinaf Mahkemesinden Tarihi Emsal Karar
Yerel mahkemenin ret kararına karşı aile adına hukuk mücadelesi başlatan Avukat İsmail Kılıç, dosyayı istinaf mahkemesine taşıdı. Dosyayı titizlikle inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı bularak oybirliğiyle kaldırdı.
Mahkeme kararında, vatandaşların hak arama hürriyetini ve idarenin asli kusursuz sorumluluğunu hatırlatan şu dikkat çekici ifadelere yer verildi: “Ölüm kaydına ilişkin bilgi ve belgelerin tutulması görevinin askeri birlik, hastane ve dolayısıyla devlete ait olduğu, bu bakımdan da sağlam olarak askerlik görevine başlayan ve bu görevi sırasında vefat eden davacı eşinin askerlik görevi nedeniyle vefat ettiğinin kabulü gerekmektedir.” Bu karar, ülkede benzer idari engellerle karşılaşan vatandaşlar için güçlü bir hukuki dayanak oluşturdu. Öte yandan, yargıdaki bu hareketlilik sürerken ekonomi ve teknoloji kulislerinde konuşulan yapay zeka maliyetleri tarihin en hızlı düşüşünü yaşıyor gelişmeleri gibi toplumsal hayatın pek çok alanında radikal dönüşümler yaşanmaya devam ediyor.



