Dünya

Mescid-i Aksa’da Provokasyon: Bab er-Rahme Mezarlığı’na Baskın

İsrailli gruplar, Sukot Bayramı gerekçesiyle Mescid-i Aksa'daki Bab er-Rahme Mezarlığı'na baskın düzenledi. Bölgede gerilim tırmanıyor. Detaylar haberimizde.

OKUMA AYARLARI
Mescid-i Aksa'da Provokasyon: Bab er-Rahme Mezarlığı'na Baskın
Mescid-i Aksa'da Provokasyon: Bab er-Rahme Mezarlığı'na Baskın
📍 Konum: Kudüs, Filistin
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 418
🕐 Son Güncelleme: 02.10.2026 12:58

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın doğu surlarındaki tarihi Bab er-Rahme Mezarlığı, sabah saatlerinde İsrailli grupların baskınına uğradı.
  • Sukot Bayramı’nı fırsat bilen gruplar, Müslüman mezarlarının hemen yanı başında Talmudi ritüeller gerçekleştirerek bölgeyi ibadet alanı haline getirmeye çalıştı.
  • 26 Eylül’den bu yana Mescid-i Aksa’ya düzenlenen baskınlara 8 bin 895’ten fazla İsrailli katılırken, bölgedeki diplomatik ve sosyal tansiyon tehlikeli seviyelere ulaştı.

Doğu Kudüs’te gerilim bir kez daha tırmanışa geçti. Filistin topraklarını gasbeden İsrailli gruplar, sabahın erken saatlerinde Mescid-i Aksa’nın doğu surlarında konumlanan tarihi Bab er-Rahme Mezarlığı‘na baskın düzenledi. Bölgeden gelen bilgiler, bu eylemin sadece münferit bir ziyaret değil, sistematik bir ihlal süreci olduğunu gözler önüne seriyor.

Sukot Bayramı Bahanesiyle Yapılan İhlaller

İsrail’in Sukot (Çardaklar) Bayramı’nın yedinci günü dolayısıyla gerçekleştirilen bu provokatif eylemde, Müslüman mezarlarının hemen yanı başında Talmudi ritüeller icra edildi. Uzun süredir bölgeyi kalıcı bir ibadet noktası haline getirmeye çalışan radikal gruplar, Bab er-Rahme’nin stratejik konumunu kullanarak Mescid-i Aksa üzerindeki baskıyı artırmayı hedefliyor. Bu durum, dünya genelinde New York Belediye Başkanı’nın Netanyahu’ya yönelik eleştirileri gibi küresel tepkileri de beraberinde getiriyor.

Baskınların Bilançosu Ağırlaşıyor

İstatistikler, bölgedeki ihlallerin boyutunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Sadece 26 Eylül’de başlayan Sukot Bayramı sürecinde, 8 bin 895’ten fazla İsrailli Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Yahudi bayramlarının yoğunlaştığı bu dönemde, İbrani yeni yılından başlayarak Yom Kippur ve Simhat Tora’ya uzanan takvim, Kudüs’teki Müslüman nüfus için ciddi bir güvenlik ve inanç özgürlüğü tehdidi oluşturuyor.

Dünya gündemi bu çatışmalı atmosferle çalkalanırken, diğer yandan küresel ekonomideki dalgalanmalar da dikkat çekiyor. Tıpkı İstanbul’da Eylül şokuyla artan eğitim giderleri gibi, bölgedeki siyasi istikrarsızlık da hem yerel hem de uluslararası piyasalarda güven ortamını zedeliyor. İsrail’in bu stratejik hamleleri, sadece dini bir mekan üzerindeki egemenlik iddiası değil, aynı zamanda Filistinlilerin bölgedeki varlığını yok sayan bir genişleme politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası Kamuoyu Neden Sessiz?

Kudüs’ün hukuki statüsünü hiçe sayan bu tür eylemler, bölgedeki “kırmızı çizgileri” aşmaya devam ediyor. Bab er-Rahme Mezarlığı’nın çevresinde atılan adımlar, İsrail’in Mescid-i Aksa kompleksini zaman ve mekan açısından bölme planlarının bir yansıması olarak okunuyor. Bölgedeki gelişmeler, yapay zeka çağında sınıf kavgası gibi modern dünyanın entelektüel tartışmalarının ötesinde, en temel insan hakları ihlallerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.

İsrail makamlarının bu baskınlara göz yumması, hatta zaman zaman güvenlik güçleri eliyle desteklemesi, bölgedeki barış umutlarını her geçen gün biraz daha tüketiyor. Filistinli yetkililer, kutsal mekanların statüsünün korunması için uluslararası toplumu acil eyleme geçmeye çağırıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir