⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 348
🕐 Son Güncelleme: 03.10.2026 12:42
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, kamuoyunda “Aleyna Çakır” olarak bilinen Sema Esen’in ölümüyle ilgili davada gerekçeli kararını yayımladı.
- Sanık Ümitcan Uygun, maktulü intihara teşvik ettiği gerekçesiyle 4 yıl hapis cezasına çarptırılırken, “eziyet etme” suçundan beraat etti.
- Mahkeme, uygulanan şiddetin süreklilik arz etmediğini ve eziyet suçu için gerekli unsurların oluşmadığını savunarak beraat kararını gerekçelendirdi.
Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ve kamuoyunda Aleyna Çakır olarak tanınan Sema Esen’in şüpheli ölümüyle ilgili dava sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Ümitcan Uygun hakkında verilen hükme ilişkin gerekçeli kararını resmen açıkladı. Karar, özellikle “eziyet etme” suçundan verilen beraat kararı nedeniyle hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
İntihara Teşvik Suçu Sabit Görüldü
Mahkeme heyeti, gerekçeli kararda sanık Ümitcan Uygun’un Sema Esen üzerinde kurduğu psikolojik baskıya dikkat çekti. Olay gecesine ait WhatsApp yazışmaları, ekran görüntüleri ve tanık beyanlarını detaylıca inceleyen mahkeme, sanığın maktulde daha önce var olmayan bir intihar düşüncesi oluşturduğunu belirtti. Kararda, sanığın maktulün yaşamına son verme fikrini beslediği ve bu kararı eyleme geçirmesi için gerekli motivasyonu sağladığı vurgulanarak, Uygun’un “intihara teşvik etmek ve intihar kararını kuvvetlendirmek” suçundan 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildi.
“Eziyet Etme” Suçu Neden Oluşmadı?
Davanın en çok tartışılan noktalarından biri olan “eziyet etme” suçlaması hakkında ise mahkeme farklı bir görüş bildirdi. Mahkeme, dosyaya yansıyan şiddet olaylarının “rastlantısal” olduğunu öne sürerek, bu eylemlerin Türk Ceza Kanunu kapsamında “eziyet” suçunu oluşturacak sistematik bir yapıdan uzak olduğu kanaatine vardı. Bu durum, TFF’de yaşanan hukuki süreçler gibi ülke gündemini sarsan diğer davalarda olduğu gibi, kamu vicdanında tartışmalara yol açtı.
Deliller Nasıl Değerlendirildi?
Gerekçeli kararda ayrıca, maktulün cinayet sonucu öldürüldüğüne dair somut bir delil bulunamadığı hatırlatıldı. Bilirkişi raporlarının ve dijital materyallerin ışığında, olayın bir “intihar” olduğu varsayımı üzerinden hüküm kurulduğu ifade edildi. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz günlerde Ankara’daki büyük konser etkinlikleri gibi sosyal hareketliliğin yaşandığı başkentte, bu dava adli tıp ve ceza hukuku tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Mahkemenin beraat gerekçesinde, taraflar arasında yaşanan tartışmaların ve şiddet içerikli eylemlerin, “eziyet” suçunun oluşabilmesi için aranan “birbirini izleyen, süreklilik arz eden ve mağdurun beden veya ruh sağlığını bozacak yoğunlukta” olma şartını karşılamadığı savunuldu.



