⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 432
🕐 Son Güncelleme: 03.10.2026 16:49
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu 27 Ekim’deki genel seçimleri ertelemek amacıyla kasıtlı olarak bir savaş ortamı hazırlamakla suçladı.
- Netanyahu’nun dış saldırı uyarılarına karşılık İsrailli güvenlik ve ordu kaynakları, herhangi bir operasyonel hareketlilik veya tehdit tespiti bulunmadığını açıkladı.
- Muhalefet ve eleştirmenler, hükümetin güvenlik krizlerini ve korku iklimini siyasi çıkarlar ile kampanya manevraları için kullandığını vurguluyor.
İsrail siyasetinde tansiyon, 27 Ekim tarihinde yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken tehlikeli bir eşiğe ulaştı. Ülkenin eski başbakanlarından Ehud Barak, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’yu hedef alan çok sert açıklamalarda bulundu. Barak, Netanyahu’nun iktidarını korumak ve sandıktan kaçmak amacıyla yeni bir savaşın altyapısını inşa ettiğini öne sürdü.
Netanyahu Seçimleri Ertelemek İçin Mi Uğraşıyor?
Kanal 12 televizyonuna konuk olan eski başbakan, Netanyahu’nun dışarıdan gelebilecek bir saldırı senaryosu üzerinden kamuoyunda korku iklimi yarattığını belirtti. Kamuoyu yoklamalarında geride olduğu bilinen Netanyahu’nun, siyasi ömrünü uzatmak için her yolu denediğini ifade eden Barak, “Netanyahu, seçimleri erteleyebilecek bir savaşa girmenin zeminini hazırlıyor. Rahatlıkla yalan söyleyebiliyor” dedi.
Dünya siyasetini yakından takip eden uzmanlar, benzer kriz dönemlerinde liderlerin başvurduğu taktiklerin uluslararası piyasaları ve bölge istikrarını da doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Hatta bu durum, ekonomik ve endüstriyel alanlardaki küresel gelişmeler kadar teknolojik ve ticari hamleleri de gölgede bırakabiliyor. Örneğin, tıpkı Porsche’den şaşırtan karar gibi stratejik sektörlerde yaşanan ani yön değişiklikleri, siyasi belirsizliklerin tetiklediği küresel dalgalanmaların bir yansıması olarak okunabiliyor.
Ordu ve İstihbarat Kaynaklarından Çarpıcı Yalanlama
Netanyahu’nun “ülkeye yönelik dış saldırı tehlikesi var” yönündeki çıkışlarına karşılık, İsrail’in köklü gazetesi Haaretz tarafından paylaşılan istihbarat raporları dikkat çekti. Ordu kaynakları, seçimler öncesinde olağan dışı bir askeri hareketlilik ya da ülkeye yönelik somut bir tehdit saptanmadığını vurguladı. Güvenlik bürokrasisinin henüz alarm seviyesini yükseltmediği, yedek askerlerin göreve çağrılmadığı ve acil durum planlarının devreye sokulmadığı bildirildi.
Öte yandan, sadece Orta Doğu’daki siyasi ve askeri çalkantılar değil, ülkelerin kendi iç dinamiklerindeki altyapı ve kamu yönetimi meseleleri de halkın gündeminden düşmüyor. Tıpkı yerel yönetimlerde yaşanan hukuksal ve mali krizlerin vatandaşları mağdur etmesi gibi, devletlerin izlediği yanlış politikalar da geniş kitlelerin tepkisini çekebiliyor. Bu bağlamda, kamu kaynaklarının kullanımı ve toplumsal haklar konusundaki hassasiyetler, tıpkı Şahinbey Belediyesi’nden depremzedeye icra şoku haberinde görüldüğü üzere, halkın liderlere olan güvenini sarsan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Muhalefetten “Siyasi Manevra” Tepkisi
İsrail muhalefeti de Barak’ın iddialarını destekler nitelikte açıklamalar yaparak, Netanyahu’nun güvenlik argümanlarını tamamen siyasi birer manevra olarak nitelendirdi. Başbakanın, kişisel siyasi bekasını ulusal çıkarların önünde tuttuğunu belirten muhalefet kanadı, 27 Ekim seçimlerinin demokratik bir şekilde gerçekleştirilmesi için kararlı olduklarını ifade ediyor. Ehud Barak ise açıklamasının sonunda, “27 Ekim’de onun dönmemek üzere iktidardan gitmesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” diyerek tüm muhalefete ortak hareket çağrısında bulundu.



