⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 363
🕐 Son Güncelleme: 03.10.2026 12:09
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Küresel piyasalar, tahvil piyasasındaki satış baskısı ve yükselen faiz oranları nedeniyle zorlu bir haftayı geride bırakıyor.
- ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin 2002’den bu yana en yüksek seviyeye çıkması, küresel çapta borçlanma maliyetlerini artırarak hisse senedi piyasalarını baskılıyor.
- Yatırımcılar, merkez bankalarının para politikası kararları ve gelecek hafta açıklanacak kritik ekonomik verilerle yön tayin etmeye hazırlanıyor.
Küresel finans piyasaları, haftayı oldukça dalgalı ve satış ağırlıklı bir seyirle tamamladı. Tahvil piyasalarındaki sert satış baskısı, yatırımcıların risk algısını önemli ölçüde değiştirirken, gözler gelecek hafta açıklanacak yoğun veri gündemine çevrildi. Ekonomilerde devam eden enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının sıkılaşma adımları, piyasalardaki tedirginliği artıran temel faktörler olarak öne çıkıyor.
Tahvil Faizlerinde 20 Yıllık Rekor
Küresel piyasalarda son dönemde yaşanan en kritik gelişme, tahvil faizlerindeki hızlı tırmanış oldu. Özellikle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,34, 30 yıllık tahvil faizinin ise yüzde 5,69 seviyesine çıkarak 2002 yılından bu yana en yüksek değerlerini görmesi, piyasalarda “borçlanma maliyeti” endişesini körükledi. Her ne kadar hafta sonunda hafif geri çekilmeler yaşansa da faizlerin yüksek seyretmesi, hisse senedi değerlemeleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu durum, yatırımcıların G7’den gelen enerji piyasası hamleleri gibi makroekonomik gelişmeleri daha yakından takip etmesine neden oluyor.
Fed’in Politikası ve İstihdam Verileri
ABD Merkez Bankası (Fed) üzerinde de baskı artıyor. Açıklanan son verilere göre, ABD’de tarım dışı istihdam Eylül ayında 29 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. İşsizlik oranının yüzde 4,2’ye yükselmesi, Fed’in faiz artırım kararlarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Nitekim piyasalardaki Fed’in Ekim ayında faiz artırma ihtimali yüzde 23 seviyelerine kadar geriledi. Öte yandan, enerji fiyatlarındaki artışın küresel enflasyon beklentilerini tetiklediği bir ortamda, Türkiye sınırındaki jeopolitik riskler gibi bölgesel faktörler de yatırımcıların dikkatle izlediği başlıklar arasında.
Dolar Endeksi ve Altın Fiyatları
Tahvil faizlerindeki yükselişten doğrudan destek bulan dolar endeksi, 102,2 seviyesini test ederek Nisan 2025’ten bu yana en yüksek noktasını gördü. Özellikle Fransa kaynaklı mali endişelerin Euro üzerinde baskı yaratması, doların küresel ölçekte güçlenmesine olanak tanıdı. Doların değer kazanması ve tahvil getirilerinin cazip hale gelmesi, güvenli liman olarak görülen altının onsunu da olumsuz etkiledi. Altın, bu hafta yüzde 3,4 değer kaybederek 4 bin 141 dolar seviyesine kadar geriledi. Uzmanlar, gelecek haftaki yoğun veri akışının piyasalardaki yön arayışında belirleyici olacağını vurguluyor.



