Gündem

Ahmet Denizolgun ölümünde otopsi videosu şoku: 3 kişiye dava

Eski bakan Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümünde otopsi videosu çelişkisi ortaya çıktı. Video yok denilmişti, savcılık 3 adli tıp çalışanı hakkında dava açtı.

OKUMA AYARLARI
Ahmet Denizolgun ölümünde otopsi videosu şoku: 3 kişiye dava
Ahmet Denizolgun ölümünde otopsi videosu şoku: 3 kişiye dava
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 524
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 14:40

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi işlemine ait video kayıtlarının “yok” denildikten sonra ortaya çıkması büyük bir skandala yol açtı.
  • Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ısrarlı takibi sonucu, fethi kabir kararı alındığı gün Adli Tıp Kurumu tarafından videoların bulunduğu bildirildi ve gerçeğe aykırı beyan veren 3 personel hakkında dava açıldı.
  • Soruşturma derinleşirken olay tarihinde görev yapan özel doktor Nurettin Demirkol hakkında da tanıklık ifadeleri üzerinden ikinci bir iddianame hazırlandı.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde önemli izler bırakan eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen adli soruşturma, her geçen gün yeni bir skandal ve şaşırtıcı detayla derinleşiyor. Arif Ahmet Denizolgun soruşturmasında şok gelişme olarak kayıtlara geçen bu son olay, adli süreçteki ihmalleri ve çelişkileri gözler önüne serdi. İstanbul merkezli yürütülen hukuki süreçte, otopsi kayıtları üzerinden yapılan yazışmalar bürokrasideki karanlık noktaları aydınlatmaya çalışırken, ortaya çıkan video gerçeği dosyanın seyrini tamamen değiştirdi.

Otopsi Videosu Varken Neden “Yok” Denildi?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı titizlikle yürütürken 24 Şubat 2026 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’na resmi bir yazı yazarak otopsi işlemine ait herhangi bir görüntü kaydının olup olmadığını sordu. Kurumdan ilk gelen yanıtta yalnızca fotoğraf kayıtlarının bulunduğu ifade edildi. Ancak savcılığın takibi bırakmayarak 1 Haziran’da video ve fotoğrafların tamamını talep etmesiyle süreç farklı bir boyut kazandı. Gönderilen ilk CD’den 145 adet fotoğraf çıkmasına rağmen video kaydına rastlanmadı.

Başsavcılığın 14 Temmuz’daki üçüncü yazılı talebi üzerine Morg İhtisas Dairesi, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında net bir şekilde otopsi videosunun bulunmadığını öne sürdü. Soruşturmanın en kırılma noktası ise 18 Ağustos 2026 tarihinde yaşandı. Mahkemenin fethi kabir (mezarın açılması) kararı aldığı aynı gün, Adli Tıp Kurumu’ndan gelen ani bir bildirimle otopsi videosunun var olduğu ve kayıtların flash bellek ile CD’ye aktarılarak savcılığa gönderildiği açıklandı.

Adli Tıp Personeline “Resmi Belgede Sahtecilik” Davası

Yaşanan bu açık çelişki ve zamanlama manidarlığı üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı derhal idari ve adli soruşturma başlattı. Sürecin kilit isimleri olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt kâtibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhanede görevli Samet Çalışkan’ın ifadelerine başvuruldu. Personel sorgulamalarda sorumluluğu birbirine atarken, video kayıtları mevcut olmasına rağmen resmi yazıya “video kaydı yoktur” cevabının yazıldığı kesinleşti.

Savcılık, gerçeğe aykırı beyanda bulunularak resmi makamların yanıltılması nedeniyle üç adli tıp çalışanı hakkında TCK 204/2 maddesi gereğince “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği” suçundan dava açtı. Kurum bünyesinde de şüpheliler hakkında kınama cezası verildiği iddianamede yer aldı.

Özel Doktor Nurettin Demirkol Hakkında İkinci İddianame

Denizolgun dosyasındaki bir diğer kritik gelişme ise olay tarihinde Özel Hisar Hastanesi’nde dahiliye uzmanı olarak görev yapan Dr. Nurettin Demirkol ile ilgili oldu. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde savcılıkta yeminli tanık sıfatıyla ifade verdi. Verdiği ifadede merhumun resmi özel doktoru olmadığını, ölümü ilk başta şüpheli olarak değerlendirmediğini, olay yerinde Murat Bayrak ile yabancı bir kişinin bulunduğunu ve merhumun vücudunda herhangi bir darp ya da kan izi görmediğini beyan etti. Bu beyanlar ve toplanan deliller ışığında Demirkol hakkında da ikinci bir iddianame tanzim edildi.

Gündemi sarsan bu gelişmeler, adli tıp raporlarının ve otopsi süreçlerinin şeffaflığı konusundaki denetimlerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bursa’da ormanda dehşet yaratan olaylar gibi toplumu derinden sarsan adli vakalarda delil bütünlüğünün korunması adalet inancı açısından büyük önem taşıyor. Başsavcılığın kararlı duruşu sayesinde adli süreçteki bu karanlık perdenin aralanması bekleniyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir