Gündem

Denizolgun Soruşturmasında Şok: 3 Adli Tıp Görevlisine Hapis İstemi

Denizolgun soruşturmasında otopsi görüntülerine 'yok' diyen 3 Adli Tıp görevlisi hakkında resmi belgede sahtecilikten hapis istemiyle dava açıldı.

OKUMA AYARLARI
Denizolgun Soruşturmasında Şok: 3 Adli Tıp Görevlisine Hapis İstemi
Denizolgun Soruşturmasında Şok: 3 Adli Tıp Görevlisine Hapis İstemi
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 479
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 13:51

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • İstanbul’da yürütülen Denizolgun soruşturmasında, otopsi video kayıtlarının bulunmadığını iddia eden 3 Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında hapis istemiyle iddianame hazırlanarak mahkemeye sunuldu.
  • Soruçturtma sürecinde yazılan resmi müzekkerelere “video kayıt yok” yanıtı verilmesine rağmen, daha sonra yapılan fethi kabir ve delil incelemelerinde kayıtların aslında mevcut olduğu ortaya çıktı.
  • Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, şüpheli kamu görevlilerinin “Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği” suçundan yargılanması talep edildi.

Türkiye’nin gündemini sarsan Denizolgun soruşturması kapsamında, yargı sürecini doğrudan etkileyebilecek kritik bir gelişme yaşandı. Adli Tıp Kurumu içinde yürütülen otopsi işlemlerine dair belge ve kayıt süreçlerinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen 3 üst düzey ve yetkili personel hakkında yargı yolu göründü. Hazırlanan yeni iddianame, kamu kurumlarındaki evrak süreçlerinin güvenilirliğini bir kez daha tartışmaya açtı.

Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen dosya detaylarına göre; Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhane görevlisi Samet Çalışkan hakkında “Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği” suçlamasıyla kamu davası açılması istendi. Yargı makamlarının titizlikle yürüttüğü soruşturma, resmi yazışmalardaki çelişkilerin incelenmesiyle derinleşti.

Otopsi Görüntüleri Krizi Nasıl Başladı?

Olaylar zinciri, mahkemenin ve başsavcılığın Denizolgun’un otopsi işlemine ilişkin kayıtların varlığını araştırmak üzere 24 Şubat 2026 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumuna resmi müzekkere göndermesiyle başladı. Morg İhtisas Dairesi tarafından 12 Mart 2026 tarihinde verilen ilk yanıtta, otopsi fotoğraflarının bulunduğu bilgisi paylaşıldı. Ancak devam eden süreçte video kayıtlarının da talep edilmesi üzerine işin rengi değişti.

Başsavcılığın 1 Haziran 2026 tarihindeki yinelemeli talebine karşın, 16 Temmuz 2026 tarihli resmi yazıda otopsi işlemine ilişkin herhangi bir video kaydının bulunmadığı açıkça ifade edildi. Bu gelişme üzerine soruşturmayı yürüten makamlar, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması amacıyla 18 Ağustos 2026 tarihinde fethi kabir kararı almak zorunda kaldı.

Fethi Kabir Kararı Sonrasında Gerçekler Ortaya Çıktı

Fethi kabir işleminin gerçekleştirilmesinden hemen önce, Adli Tıp Kurumunun 18 Ağustos 2026 tarihli yeni bir yazıyla aniden otopsi video kayıtlarının ellerinde bulunduğunu bildirmesi ve kayıtları flash bellek ile CD ortamında başsavcılığa göndermesi şok etkisi yarattı. Kayıtların varlığının sonradan kabul edilmesi, daha önce “yok” denilen belgelerin gizlendiği ya da resmi evrakta sahtecilik yapıldığı şüphelerini güçlendirdi.

Bu çarpıcı gelişmelerin ardından başlatılan idari soruşturma neticesinde şüphelilere kınama cezası verildiği ve ilgili evrakların dosyaya eklendiği kaydedildi. İfade süreçlerinde şüphelilerden Samet Çalışkan 145 adet fotoğrafı teslim ettiğini belirtirken, Çağdaş Köse video kaydı olmadığını söylediğini, İsmail Çoban ise video kaydı bulunmadığı yönündeki hatalı müzekkereye imza atarak onayladığını kabul etti.

Ülke genelinde geniş yankı uyandıran bu hukuki süreç takip edilirken, gündemin diğer sıcak başlıkları da vatandaşlarca merakla inceleniyor. Özellikle şehircilik ve ulaşım alanındaki dev projeler, örneğin Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı 9 Ekim’de Açılıyor! haberi gibi gelişmeler kamuoyunun yakın markajında yer alıyor. Benzer şekilde, ülkemizin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkan Mimar Sinan’ın Eseri Zeyrek Çinili Hamam Yeniden Açıldı haberi de sanatseverler tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor.

Adli makamların hazırladığı iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte, 3 şüpheli kamu görevlisinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak. Mahkemenin vereceği karar, adli tıp raporlamaları ve resmi evrak güvenliği açısından emsal niteliği taşıyacak.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir