⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 380
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 10:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gazeteci Yiğit Uzun, AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesine ait olduğu iddia edilen milyonlarca liralık taşınmazları belgeleriyle paylaştı.
- İfşaatın ardından Uzun’un iki telefon hattı devre dışı bırakıldı ve Telegram hesabına yetkisiz erişim girişimlerinde bulunuldu.
- Sabah 05.00 sularında izni dışında mesajlar gönderildiğini belirten gazeteci, sistematik bir siber tacizle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Türkiye gündemine bomba gibi düşen fon skandalı ve ardından gelen istifa süreçleri, AKP içerisinde yeni bir tartışma başlattı. Eski genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesinin mal varlıklarına dair ortaya atılan iddialar, gazeteci Yiğit Uzun tarafından tapu kayıtlarıyla desteklenerek kamuoyuna duyuruldu. Ancak bu ifşaat, beraberinde ciddi bir siber güvenlik krizini getirdi.
Mal Varlığı İddiaları ve Tapu Kayıtları
Gazeteci Yiğit Uzun’un paylaştığı belgelere göre, Fatma Betül Sayan Kaya’nın annesi Hatice Sayan adına kayıtlı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde toplam 66 bin 400 metrekarelik 5 farklı arazi bulunuyor. Söz konusu arazilerin piyasa değerinin 250 milyon TL ile 300 milyon TL arasında olduğu öne sürülüyor. İddialar yalnızca bununla da sınırlı değil; ailenin İstanbul ve çevresinde çok sayıda lüks dairesi, villası ve ticari yatırımı olduğu iddia ediliyor.
Siyasi isimlerin lüks yaşantısı ve mal varlığı tartışmaları, toplumda AKP’li Serkan Bayram’dan gelen sert çıkışlar gibi parti içi huzursuzlukları da tetiklemeye devam ediyor. Siyasetin nabzı hızla yükselirken, benzer şekilde Abdullah Gül neden gündemde? sorusu da vatandaşların en çok arattığı başlıklar arasında yer alıyor.
Gazeteciye Yönelik Siber Taciz
İfşaatların hemen ardından Yiğit Uzun, kişisel iletişim kanallarının hedef alındığını açıkladı. Sabah saat 05.00 sularında telefon hattından kendi bilgisi ve izni dışında mesajlar gönderildiğini belirten Uzun, iki hattının da kullanılamaz hale getirildiğini bildirdi. Telegram hesabı üzerinden de ele geçirme girişimleri olduğunu belirten gazeteci, bu durumun yaptığı haberlerle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
Dijital dünyada kişisel güvenliğin önemi her geçen gün artarken, yaşanan bu olay gazetecilik faaliyetlerine yönelik baskı mekanizmalarının teknolojik yöntemlerle nasıl evrildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Kamuoyu, bu siber saldırıların arkasında kimlerin olduğunu ve ilgili makamların konuya ilişkin nasıl bir soruşturma yürüteceğini merakla bekliyor.
Türkiye’de siyasi gündem sadece yerel değil, uluslararası gelişmelerle de iç içe ilerliyor. Bir yanda Trump’tan İran açıklaması gibi küresel riskler konuşulurken, diğer yanda ülke içindeki bu tür yolsuzluk ve mal varlığı iddiaları kamu vicdanını sarsmaya devam ediyor.



