⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 497
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 14:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Suriye ordusunda görev yapan emekli subay Said Caviş, ünlü İsrailli casus Eli Cohen’in 61 yıldır bilinmeyen yakalanma ve idam sürecine dair çarpıcı gerçeği ilk kez tüm detaylarıyla açıkladı.
- Operasyonun tamamen kendi birimi olan “134 Numaralı Telsiz Gizli Servisi” tarafından yürütüldüğünü belirten Caviş, Cohen’in Fatiha Suresi’ni okuyamamasıyla deşifre olduğunu ifade etti.
- Cohen’in hayatta tutulması gerektiğini savunduğu için hapis yattığını belirten Caviş, idam gecesi ikilinin arasında geçen son diyalogları kamuoyuyla paylaştı.
Tarihin en bilinen ve en gizemli istihbarat vakalarından biri olan İsrail casusu Eli Cohen olayı, aradan geçen 61 yılın ardından tüm çıplaklığıyla aydınlığa kavuştu. Suriye’nin başkenti Şam’da yıllarca üst düzey bir iş insanı kimliğiyle yaşayarak ülkenin askeri ve siyasi sırlarını Tel Aviv’e aktaran Cohen’in deşifre edilip yakalanma süreci, operasyonun kilit isimlerinden emekli subay Said Caviş tarafından gözler önüne serildi. Bölgesel dinamikleri ve istihbarat savaşlarını yakından takip edenler için bu sırlar, tıpkı Bosna’daki kritik seçimler gibi uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı.
Operasyon Tamamen Yerli Güçlerin Eseriydi
Suudi Arabistan merkezli bir basın kuruluşunda yayımlanan beş bölümlük kapsamlı yazı dizisinde konuşan emekli subay Said Caviş, Cohen’in yakalanma sürecinde dış güçlerin veya yabancı istihbarat servislerinin herhangi bir rolü olmadığını net bir şekilde vurguladı. Sovyet istihbaratı ya da Hindistan Büyükelçiliği’nin operasyona dahil olduğu yönündeki iddiaları yalanlayan Caviş, sürecin tamamen kendi kurduğu “134 Numaralı Telsiz Gizli Servisi” tarafından büyük bir titizlikle yürütüldüğünü kaydetti.
Cohen, Ebu Rummane’deki lüks dairesinde kıskıvrak yakalandıktan sonra hemen tutuklanmadı. İstihbarat birimleri, casusun şifrelerini çözebilmek amacıyla Beyrut’tan özel olarak getirilen “Üç Silahşörler” kitabı ile “El-Muhtar” dergisinin ilgili sayısını kullandı. Şüpheliyi 6 gün boyunca evinde kontrol altında tutan ekipler, tedbiri elden bırakmayarak Cohen ile birlikte dışarıda restoranlara bile gitti. Benzer bir titizlik ve güvenlik odaklı yaklaşım, uluslararası lojistik ve ticaret ağlarında da görülebilmektedir; nitekim Tüpraş ve Petkim’e hizmet veren dev şirket iflası gibi ekonomik olaylar da tıpkı istihbarat operasyonları gibi arka planda büyük bir dikkatle yönetilmektedir.
Fatiha Suresi Casusun Sonunu Getirdi
Altıncı günün sonunda dönemin Suriye Devlet Başkanı Emin Hafız’ın karşısına çıkarılan Cohen, buradaakyüzlü kimliğini gizleyemedi. Halep şivesiyle yöneltilen sorulara “Kamil Emin Sabit” adıyla yanıt veren ve Müslüman olduğunu iddia eden Cohen, dönemin devlet başkanının testini geçemedi. Emin Hafız’ın kendisine Fatiha Suresi’ni okumasını istemesi üzerine zorlanan ve hatalar yapan Cohen’in Yahudi olduğu anında anlaşıldı. Hafız, hemen yanındakilere dönerek “Bu bir Yahudi” diyerek maskesini düşürdü.
İdam Gecesi ve Pişmanlık Dolu Son Sözler
Said Caviş, Cohen’in idam edilmesine karşı çıkan isimlerin başında geliyordu. Casusun hayatta tutulmasının ilerleyen süreçte olası bir takas veya istihbarat alışverişi için çok daha değerli olacağını savunan Caviş, bu itirazı nedeniyle hapse atıldığını ve 89 gün cezalandırıldığını belirtti. İdamından önceki gece hapishanede Cohen ile iki saat boyunca baş başa görüştüğünü ifade eden Caviş, casusun kendisine ağlayarak şu çarpıcı sözleri sarf ettiğini aktardı:
“Beni kandırdılar. Bağlı olduğum yönetim bana ‘Şam’ı bombalamak zorunda kalsak bile senin başına bir şey gelmesine izin vermeyeceğiz’ demişti. Ama ben şimdi buradayım.”
Bu tarihi itiraf ve operasyonun detayları, istihbarat tarihinin en karanlık sayfalarından birine ışık tutarken, casusluk faaliyetlerinin acı gerçeklerini bir kez daha gözler önüne serdi.



