⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 408
🕐 Son Güncelleme: 05.10.2026 12:13
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Abdülhalik Orak, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde yer alıyor.
- Üç kez mide kanaması geçiren, sağ tarafı felç olan ve alzaymır başlangıcı teşhisi konulan Orak’ın sağlık durumu her geçen gün ciddileşiyor.
- Eşi Nuriye Orak, cezaevi koşullarının yetersizliği nedeniyle eşinin tahliye edilerek tedavisinin ev ortamında devam etmesi için yetkililere çağrıda bulunuyor.
Türkiye’nin gündemine oturan ağır hasta tutuklu dosyalarından biri olan Abdülhalik Orak vakası, cezaevlerindeki sağlık hizmetlerine erişim ve infazın ertelenmesi tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi. Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nde hükümlü bulunan Orak’ın ailesi, yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle yaşam hakkının tehlike altında olduğunu belirterek acil tahliye talebinde bulundu.
20 Yıllık Cezaevi Süreci ve Sağlık Sorunları
1993 yılında Muş’ta başlayan yasal süreçlerin ardından 2006 yılında İstanbul’da tutuklanan Abdülhalik Orak, yaklaşık 20 yıldır cezaevinde bulunuyor. Cezaevine girmeden önce astım dışında kronik bir rahatsızlığı bulunmayan Orak’ın, geçen süre zarfında çoklu organ ve sistem hastalıklarıyla mücadele ettiği raporlarla ortaya kondu. Eşi Nuriye Orak’ın aktardığı bilgilere göre, Orak’ın vücudunun sağ tarafı tamamen felçli durumda ve konuşma yetisinde ciddi kayıplar mevcut.
Dünya genelinde yapay zeka dünyasında güvenlik krizi ve teknolojik gelişmeler konuşulurken, cezaevlerindeki mahpusların temel sağlık haklarına erişimi ise insani bir kriz noktasına ulaşmış durumda. Abdülhalik Orak, daha önce üç kez mide kanaması geçirmiş, şeker ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklarla boğuşmaktadır.
“Alzaymır Başladı, Hafızasını Kaybediyor”
Nuriye Orak, eşinin tedavisinde kullanılan ağır ilaçların yan etkileri nedeniyle beyninde küçülme saptandığını ve buna bağlı olarak alzaymır (alzheimer) hastalığının başladığını vurguladı. Nuriye Orak, “Görüşe gittiğimizde çocuklar babalarını tanıyamaz hale geldi, o kadar kötü bir tabloyla karşı karşıyayız ki, artık kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor,” ifadelerini kullandı. Bu durum, cezaevinde mahpusların sağlık durumlarının takibinin önemini bir kez daha hatırlatırken, ülkede yaşanan diğer gelişmelerle de gündemdeki yerini koruyor. Örneğin, son günlerde ekonomideki değişimler ve eylülde fiyatı en çok artan ve azalan ürünler listesi gibi başlıklar tartışılsa da, insan hakları ve sağlık hakkı önceliğini korumaya devam ediyor.
Hastane Sevkleri ve İhmal İddiaları
Ailenin en büyük tepkisi ise hastane sevk süreçlerine yönelik. Nuriye Orak, eşinin cezaevi içinde düştüğünü ve kolunun kırıldığını, ancak gerekli müdahalelerin zamanında yapılmadığını iddia etti. “Hastane sevkleri düzenli değil, bu yüzden kolu yanlış kaynadı. Cezaevi koşullarında tedavisi imkansız hale geldi,” diyen Orak, eşinin ev hapsi veya infaz erteleme yoluyla tedavi edilmesini talep ediyor.
Hukukçular ve insan hakları savunucuları, ağır hasta tutukluların “cezaevinde kalabilir” raporlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Orak’ın durumu, infaz hukukunun vicdani boyutunu tartışmaya açarken, ailesi gelecek güzel haberleri bekliyor.



