⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 502
🕐 Son Güncelleme: 06.10.2026 20:39
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- COP31 Başkanı Kurum, Antalya’da düzenlenecek konferans öncesinde Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’daki Pre-COP toplantılarına katıldı.
- İklim krizinin tehdit ettiği Tuvalu’yu ziyaret eden Kurum, küresel ısınmada 1,5 derece hedefinin ada ülkeleri için bir var oluş meselesi olduğunu belirtti.
- Paris Anlaşması çerçevesinde ülkelere Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) sunma ve fosil bağımlılığını azaltma çağrısında bulunuldu.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde diplomatik ve stratejik temaslar hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da düzenlenen kritik Pre-COP toplantıları, küresel iklim politikasının yönünü belirlemeye başladı. COP31 Başkanı Kurum, beraberindeki uluslararası heyetle birlikte iklim krizinin en şiddetli etkilerini yaşayan ve su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Tuvalu’yu ziyaret ederek yerinde incelemelerde bulundu.
Ziyaretin ardından Fiji’de gerçekleştirilen Liderler Genel Oturumu’nda kürsüye çıkan Kurum, katılımcılara Tuvalu dilinde “Talofa” ve Fijice “Bula Vinaka” diyerek seslendi. Konuşmasında, Tuvalu dilinde “birlik ve ortak eylemde bulunan güç” anlamına gelen Taku Pakasoa Bildirgesi’ne dikkat çeken Kurum, uluslararası topluma net bir mesaj gönderdi. Küresel ölçekte yaşanan krizlerin yalnızca çevre politikasını değil, aynı zamanda dünya genelindeki ekonomik ve toplumsal dengeleri de sarstığı biliniyor. Tıpkı İspanya’dan Konut Krizi Hamlesi: Yeni Kararnameler Çıktı haberinde olduğu gibi, devletlerin krizler karşısında artık kalıcı ve radikal tedbirler alması hayati bir zorunluluk haline gelmiştir.
“1,5 Derece Hedefi Var Olup Yok Olma Meselesidir”
Yüzyıllardır okyanusla uyum içinde yaşayan Pasifik halklarının, yükselen deniz seviyeleri nedeniyle bugün varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: “Deniz seviyesinden yalnızca birkaç metre yükseklikteki Tuvalu, her gün acı iklim gerçekliğiyle yüzleşiyor. Tuvalu ve Fiji’yi tehdit eden bu durum, hep birlikte harekete geçmezsek hepimizi bekleyen geleceğin en net habercisidir. Sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceye yaklaşırken, bu hedef Tuvalu gibi ülkeler için bir var olup yok olma meselesi haline gelmiştir.”
Bilimsel raporların hızlı ve sürdürülebilir emisyon azaltımlarını şart koştuğunu hatırlatan COP31 Başkanı Kurum, küçük ada devletleri ile en az gelişmiş ülkelerin geri dönüşü olmayan kayıplarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi. Deniz seviyesindeki yükselişin devletlik, egemenlik ve deniz bölgelerinin korunması üzerindeki risklerine dikkat çekilerek kararlılık mesajı verildi.
Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma ve Yenilenebilir Enerji Vurgusu
Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yılında ülkelere Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) sunma çağrısını yineleyen Kurum, 1,5 derece hedefine ulaşabilmek için ortak eylemin bu on yılda en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini belirtti. 2035 yılına ilişkin NDC’lerini henüz sunmayan devletlerin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Kurum, elektrifikasyon süreçlerinin fosil yakıt bağımlılığını doğrudan azaltacağını kaydetti. Ayrıca 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin 3 katına, enerji verimliliğinin ise 2 katına çıkarılmasının kritik önem taşıdığı yinelendi.
Gelişmiş ülkelerin çevre politikalarındaki bu dönüm noktaları sadece iklimi değil, teknoloji ve üretim sektörlerini de derinden etkiliyor. Bu bağlamda, küresel ölçekte sürdürülebilirlik ilkelerinin benimsenmesi, tıpkı Tamir edilebilirlik karnesi: Apple ve Samsung sınıfta kaldı incelemesinde olduğu gibi endüstriyel standartların yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.
Toplantı sonunda tüm dünyaya “artık görüşme ve konuşma vakti değil, birlikte eyleme geçme zamanıdır” çağrısı yapılırken, Antalya’daki COP31 Zirvesi’ne giden süreçte küresel iş birliğinin artırılması kararlaştırıldı.



