⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 426
🕐 Son Güncelleme: 06.10.2026 23:53
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eğitim Sen Eskişehir Şubesi, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kapsamında Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde bir etkinlik düzenleyerek öğretmenlerin yaşadığı ağır ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekti.
- Şube Başkanı Özkan Demirkol, öğretmenlerin 5 Ekim’i bir kutlama havasında değil; yoksulluk, güvencesizlik, okulda şiddet olayları ve mesleki itibarsızlaştırma koşullarında karşıladığını vurguladı.
- Eğitim alanındaki piyasalaştırma politikalarına, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na (ÖMK) ve Milli Eğitim Akademisi uygulamasına tepki gösteren sendika, eşit, nitelikli ve kamusal eğitim için mücadelenin süreceğini belirtti.
Türkiye’nin önde gelen eğitim sendikalarından biri olan Eğitim Sen Eskişehir Şubesi, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde kapsamlı bir etkinlik düzenledi. Eğitim emekçilerinin yoğun katılım gösterdiği programda, ülkedeki eğitim sisteminin ve öğretmenlerin karşı karşıya kaldığı derin kriz masaya yatırıldı. Etkinlikte yapılan açıklamalar, eğitim camiasının yaşadığı yapısal problemleri bir kez daha gözler önüne serdi.
“Öğretmenler Günü’nü Kutlamıyor, Mücadeleyi Büyütüyoruz”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, 5 Ekim’in UNESCO ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü ilan edildiğini hatırlattı. Bu tarihin, öğretmenlerin toplumsal statüsünü, haklarını ve çalışma koşullarını güvence altına alan 1966 tarihli “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” belgesine dayandığını belirten Demirkol, Türkiye’deki tablonun bu uluslararası standartlardan çok uzak olduğunu ifade etti.
Demirkol, “Öğretmenler olarak bu anlamlı günü bir kutlama havasında karşılamıyoruz. Aksine yoksulluk, güvencesizlik, artan okul güvenliği sorunları ve mesleki itibarsızlaştırma politikalarıyla baş başa bırakılmış durumdayız. Eşit, nitelikli, kamusal eğitim ve insanca yaşam hakkımız için alanlardayız ve mücadeleyi büyütüyoruz” diye konuştu.
Eğitim Piyasalaştırılıyor ve Dinselleştiriliyor
Türkiye’de uzun süredir uygulanan neoliberal politikalar neticesinde kamusal eğitimin adım adım tasfiye edildiğini savunan Demirkol, devlet okullarının temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığına dikkat çekti. Yetersiz eğitim bütçesi nedeniyle okullardaki temizlik, güvenlik ve kırtasiye gibi temel giderlerin velilerden toplanan bağış veya aidatlarla çözülmeye çalışıldığını, bunun da halk üzerindeki ekonomik yükü artırdığını kaydetti.
Eğitimin sadece ekonomik olarak değil, içerik olarak da dönüştürüldüğünü belirten Demirkol, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ve ÇEDES gibi projelerin laik ve bilimsel eğitimi zayıflattığını vurguladı. Eğitim alanının tarikat ve cemaatlerin etki alanına açılmasına asla izin vermeyeceklerini ifade eden sendika yönetimi, bu gidişata karşı toplumsal dayanışmanın şart olduğunu belirtti.
ÖMK ve Milli Eğitim Akademisi’ne Sert Tepki
Açıklamada, son dönemde gündemi meşgul eden Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile Milli Eğitim Akademisi düzenlemeleri de eleştirildi. Öğretmenlerin “aday”, “uzman” ve “başöğretmen” şeklinde kategorilere ayrılmasının iş yerindeki çalışma barışını zedelediğini belirten Demirkol, mesleki yeterliliğin sınavlarla ölçülemeyeceğini savundu.
Ayrıca, eğitim fakültelerinden mezun olan binlerce genç öğretmenin diplomasının Milli Eğitim Akademisi kisvesi altında etkinsizleştirilmek istendiğini belirten Demirkol, bu yapının liyakatsiz ve partizan bir eleme mekanizmasına dönüştüğünü öne sürdü. Benzer şekilde, kamuda artan ekonomik sıkıntılar ve asgari ücret tartışmaları ekseninde eğitim emekçilerinin alım gücünün eridiğini, büyükşehirlerde barınmanın imkansız hale geldiğini sözlerine ekledi.



