⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 357
🕐 Son Güncelleme: 06.10.2026 04:31
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, geçmiş dönem cinayetlerini aydınlatma iddiasıyla çalışmalarına devam ediyor.
- Hafıza Merkezi Direktörü Emel Ataktürk Sevimli, bu birimlerin politik cinayetlerdeki gerçek sorumluları ortaya çıkarmaktan uzak olduğunu savunuyor.
- Uzmanlar, politik arka planı olan suçlarda “faili meçhul” tanımının devlet sorumluluğunu perdelediğini ve sistemik bir cezasızlık sorunu yaşandığını vurguluyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı eliyle çok sayıda dosyada ilerleme kaydedildiğini açıklaması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ancak bu “çözüldü” başlığıyla sunulan dosyaların, toplum vicdanında yer etmiş politik cinayetlerden ziyade adli vakalardan oluşması tepkileri beraberinde getirdi.
“Faili Meçhul” Değil, “Faili Belli” Suçlar
Hafıza Merkezi Direktörü Emel Ataktürk Sevimli, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, devletin kullandığı terminolojinin sorunun çözümünü engellediğini belirtti. Sevimli, “faili meçhul” tanımının, politik arka planı olan cinayetlerde devletin sorumluluğunu gizlemek için kullanıldığını ifade ederek, insan hakları savunucuları olarak bu vakaları “faili belli” suçlar olarak tanımladıklarını vurguladı. Mevcut sistemin, tıpkı şahsım devleti yapılarında görüldüğü gibi, şeffaflıktan uzak bir yönetim sergilediği eleştirisi yapılıyor.
Yargı Süreçleri ve Cezasızlık Bataklığı
Sevimli’ye göre, Türkiye’de 90’lı yıllardan bu yana devam eden süreç, sadece bir bürokratik eksiklik değil, derin bir zihniyet meselesidir. “90-2001 yılları arasında altı farklı başbakan ve dört büyük parti iktidara gelmesine rağmen, hiçbir dönemde bu karanlık geçmişle yüzleşilmedi,” diyen Sevimli, 2002 sonrası dönemde de benzer bir cezasızlık pratiğinin sürdüğünü belirtiyor. Binlerce soruşturma dosyasının “tozlu raflarda” bekletildiğini, açılan sınırlı sayıdaki davanın ise beraat veya zaman aşımı kararlarıyla kapatıldığını hatırlatıyor.
Siyasetteki bu tıkanıklık, yalnızca geçmişe dair değil, günümüzdeki yönetsel krizlerle de paralellik gösteriyor. Ülke genelinde yaşanan hukuksuzluklar, işsizliğin dayanılmaz ağırlığı gibi toplumsal sorunlarla birleştiğinde, vatandaşın adalete olan inancı daha da sarsılıyor.
Tuğla Çekilmeden Hakikat Aydınlanmaz
Emel Ataktürk Sevimli, yeni daire başkanlıkları kurmanın bir “göz boyama” olduğunu savunarak şu ifadeleri kullanıyor: “Daire başkanlığı kurulur ama o tuğla bir türlü çekilemez. Politik cinayetlerde sorun kurumsal başlıklar açmak değil, cezasızlık kültürü ve zihniyettir. O tuğla çekilmeden hakikat aydınlanmaz.”
Geçmişin karanlık dehlizlerine ışık tutulması için sadece teknik bir soruşturma bürosunun yeterli olmadığını, siyasi iradenin ve yargı bağımsızlığının esas olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’nin demokratikleşme yolunda atması gereken en önemli adımın bu yüzleşme olduğunu savunuyor. Toplumun hafızasında yer eden faili meçhul cinayetler, çözüm bekleyen en büyük yaralar olmaya devam ediyor.



