⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 421
🕐 Son Güncelleme: 07.10.2026 16:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- COP31 Başkanı Murat Kurum, Antalya’da düzenlenecek zirve öncesinde Fiji’de gerçekleştirilen Pre-COP açılış oturumuna başkanlık etti.
- Kurum, küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılması hedefinin bir tercih değil, gelecek nesiller için zorunluluk olduğunu vurguladı.
- Türkiye’nin COP31 başkanlığı sürecinde taahhütlerin somut eylemlere dönüştürülmesinin merkeze alınacağı açıklandı.
Türkiye, küresel iklim diplomasisinin merkez üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Antalya’da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, hazırlık süreçlerini yönetmek üzere Pasifik ada ülkesi Fiji’de kritik bir Pre-COP açılış oturumu düzenlendi. COP31 Başkanı Murat Kurum’un başkanlık ettiği zirveye, Avustralya ve Fiji’nin ilgili bakanları ile BM temsilcileri katıldı.
“1,5 Derece Hedefi Bir Tercih Değil, Zorunluluktur”
Toplantının açılışında konuşan Bakan Kurum, dünyanın içinden geçtiği iklim krizinin ciddiyetine dikkat çekti. Küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlandırılması hedefinin sadece teknik bir veri olmadığını ifade eden Kurum, bu hedefin gıda güvenliğinden ekonomiye, şehirlerden gelecek nesillerin yaşam kalitesine kadar her şeyi kapsadığını belirtti. Kurum, 1,5 derecenin aşılmasının iklim eyleminin sonu anlamına gelmeyeceğini, aksine bugünkü kararların hayati önemini artırdığını vurguladı.
Dünya gündemi sadece iklimle sınırlı değil; tıpkı ABD’den İran’a Hürmüz Boğazı Uyarısı gibi jeopolitik krizler de küresel istikrarı etkileyebiliyor. İklim değişikliği ile mücadele, bu dengeyi korumak için de elzem bir süreç olarak öne çıkıyor.
Taahhütler Eyleme Dönüşmeli
Bakan Kurum, konuşmasında “Laf değil eylem zamanı” diyerek uluslararası topluma çağrıda bulundu. COP31’in sadece bir toplantı silsilesi değil, bir sonuç merkezi olacağının altını çizen Kurum, “Ya COP31’de taahhütlerimizi eyleme çevireceğiz ya da kararsızlık içinde aynı toplantıları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının hızla azaltılması, Türkiye’nin öncülük ettiği bu yeni dönemin temel taşları olacak.
Bu büyük dönüşüm sürecinde, günlük hayatımızdaki alışkanlıklarımız da önem arz ediyor. Evlerimizde enerji verimliliğini korumak veya fırını saklama alanı olarak kullanmak gibi yanlış alışkanlıklar aslında verimlilik kültürümüzü baltalıyor. İklim eylemi, küresel ölçekten bireysel farkındalığa kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Gelecek Nesiller İçin Umut Olmak
Fiji ve Tuvalu gibi iklim değişikliğinin etkilerini en ağır şekilde hisseden ülkelerin temsilcilerine seslenen Kurum, dünya çocuklarına karşı bir sorumlulukları olduğunu hatırlattı. Bilimsel verilerin, emisyon azaltımının kritik önemini kanıtladığını belirten Kurum, COP31’in iklim değişikliği ile mücadelede bir dönüm noktası olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin küresel iklim liderliği, sadece çevre politikalarıyla değil, aynı zamanda Erdoğan-Putin zirvesi gibi diplomatik hamlelerle de desteklenen, çok boyutlu bir vizyonun parçası olarak değerlendiriliyor.



