⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 422
🕐 Son Güncelleme: 07.10.2026 16:37
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- DEM Parti Grup Başkanvekilleri, yeni çözüm sürecinin önündeki en büyük engelin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) vesayeti olduğunu belirterek parlamenter iradeyi işaret etti.
- 18 Ağustos’ta kabul edilen “Çerçeve Yasa”nın uygulanabilmesi için MGK kararının beklenmesi, partinin “halk iradesine aykırı” olarak nitelendirdiği bir süreç olarak eleştiriliyor.
- Partinin çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’ın “koordinatör” rolünün hızlandırıcı bir etki yapacağını ve tecridin sona ermesi gerektiğini savunduğu ifade ediliyor.
Türkiye siyasetinde yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte çözüm süreci tartışmaları yeniden alevlendi. DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, parlamento muhabirleri ile gerçekleştirdikleri toplantıda gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu. Özellikle çözüm süreci başlığında Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) mevcut konumu ve yasal süreç üzerindeki etkisi masaya yatırıldı.
“MGK Vesayeti Halk İradesinin Üzerinde Olamaz”
Sezai Temelli, yeni çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için atılan yasal adımların MGK’nın vesayetinden kurtarılması gerektiğini savundu. Temelli, “İlk defa bir yasanın üzerinde bir kurumun vesayeti var. Bunu aşmamız lazım” ifadelerini kullanarak, halkın iradesinin yansıdığı tek yerin Meclis olduğunu hatırlattı. MGK’nın “tespit ve teyit makamı” olarak kurgulanmasının demokratik işleyişle bağdaşmadığını belirten Temelli, “Halkın iradesine bağlı olarak MGK kendi rolünü oynayabilir, ancak burada bir ikame söz konusu” diyerek tepkisini dile getirdi.
Siyasi atmosferin yoğunlaştığı bu günlerde, tıpkı Cemil Tugay’ın AKP’ye katılımı gibi gündemi sarsan gelişmeler, siyasi partilerin stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor.
Öcalan’ın Rolü ve Sürecin Hızı
Gülistan Kılıç Koçyiğit ise PKK mensuplarının Türkiye’ye dönüş takvimi hakkında net bir tarih olmadığını, ancak hem devlet bürokrasisi hem de örgüt nezdinde çalışmaların sürdüğünü belirtti. Koçyiğit, sürecin hız kazanması için Abdullah Öcalan’ın pozisyonunun kritik olduğunu vurgulayarak, kendisinin “koordinatör” olarak rol almasının süreci ivmelendireceğini savundu. Ayrıca, aydınların ve gazetecilerin İmralı’ya erişim taleplerinin hâlâ karşılık bulmamış olması da partinin eleştiri konularından biri olmaya devam ediyor.
Ülke genelinde siyasi ve ekonomik gelişmeler yakından takip edilirken, Türk deniz ticaret filosu gibi farklı sektörlerdeki istatistiksel başarılar da kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor.
Hukuki Süreç Nerede Tıkanıyor?
18 Ağustos’ta yasalaşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, sürecin başlaması için MGK’nın onayını şart koşuyor. Bu durum, yasal başvuru sürecinin tetikleyici unsurunun parlamento dışı bir kurum olan MGK’ya bağlanması nedeniyle hukuki ve siyasi tartışmaları beraberinde getiriyor. DEM Parti, bu “çerçeve yasa” düzenlemesinin demokratikleşme adına bir adım olduğunu ancak uygulama aşamasındaki “vesayet” vurgusunun mutlaka kaldırılması gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, dış politikadaki değişimler de yakından izleniyor. İran’ın askeri doktrin değişikliği gibi bölgesel gelişmeler, Türkiye’nin iç güvenlik ve çözüm süreci politikaları üzerinde de dolaylı etkiler yaratmaya devam ediyor.



