⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 347
🕐 Son Güncelleme: 07.10.2026 13:21
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gazze’de eczacılık yapan 38 yaşındaki Rima Garip, savaşın başlamasıyla birlikte kuzeyden güneye zorunlu bir göç sürecine girerek ailesiyle hayatta kalma mücadelesi veriyor.
- Garip, çocuklarının savaşın ağır yükü altında ezildiğini; kızının su taşıyıp yemek sırası bekleyerek çocukluğunu kaybettiğini, oğlunun ise bir çadırda dünyaya geldiğini belirtiyor.
- İmkansızlıklara rağmen Yeryüzü Doktorları Derneği bünyesindeki mesleki görevlerini sürdüren Garip, fiziksel yıkımın ötesinde çocuklarının zihnindeki korkunun silinmesinin çok daha zor olduğunu vurguluyor.
Gazze’de yaşanan insani trajedi, bireysel hikayelerle çok daha derin bir boyuta ulaşıyor. 2015 yılından bu yana Yeryüzü Doktorları Derneği ile birlikte çalışan eczacı Rima Garip, kaleme aldığı mektupta, savaşın bir anne ve bir profesyonel olarak hayatında bıraktığı silinmez izleri gözler önüne seriyor. Üç çocuk annesi olan 38 yaşındaki Garip, Gazze’nin kuzeyinden güneyine uzanan zorlu göç yolculuğunu ve bu süreçte yaşadığı tarifsiz acıları paylaştı.
Savaşın Gölgesinde Çocuk Olmak
Savaştan önce çocuklarının güven içinde okullarına gittiği, sıradan bir yaşam sürdüklerini belirten Garip, çatışmaların başlamasıyla birlikte tüm hayatlarının altüst olduğunu ifade ediyor. Özellikle dokuz yaşındaki kızı Hazar’ın yaşadığı değişim, savaşın çocukların dünyasında yarattığı tahribatı özetliyor. Hazar, oyun oynaması gereken yaşta aşevinden yemek taşımak, su bulmak ve annesine ekmek yapımında yardım etmek gibi ağır sorumluluklar üstlenmek zorunda kaldı. Bu durum, bölgedeki yıkımın boyutu düşünüldüğünde, bir neslin çocukluğunu nasıl kaybettiğini kanıtlar nitelikte.
Mesleki Sorumluluk ve Hayatta Kalma Mücadelesi
Kendi evlatlarını koruma içgüdüsüyle hareket ederken aynı zamanda bir eczacı olarak topluma hizmet etme sorumluluğunu da terk etmeyen Garip, yaşadığı tüm zorluklara rağmen ilaç tedariki ve sağlık hizmetleri konusundaki görevlerini yerine getirmeye devam ediyor. Yermuk Kliniği’nde çalışmaya başlayarak hastalara umut olmaya çalışan Garip, bir yandan şifa dağıtırken diğer yandan çocuklarının güvenliği için duyduğu korkuyla başa çıkmaya çalışıyor. Bu süreçte yaşanan hijyen sorunları ve temel ihtiyaçlara erişimdeki kısıtlılıklar, bölgedeki insani krizin boyutunu sağlık verileri ışığında bir kez daha hatırlatıyor.
Korkunun İzleri Kolay Silinmiyor
Rima Garip mektubunda, evlerin yeniden inşa edilebileceğini ancak çocukların zihinlerine kazınan korkunun, travmanın ve kaybedilen çocukluğun izlerinin silinmesinin çok daha zor olduğunu vurguluyor. Gazze’deki annelerin çoğu gibi o da, yarınlara dair belirsizlikle dolu bir dünyada, çocuklarının hayatta kalması için bir kalkan görevi görmeye devam ediyor. Garip’in hikayesi, sadece bir eczacının değil, savaşın ortasında hayata tutunmaya çalışan tüm Gazzelilerin ortak sesi haline gelmiş durumda.



