⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 388
🕐 Son Güncelleme: 07.10.2026 15:00
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’in Karaburun ilçesi açıklarında amatör bir dalgıç, deniz tabanında Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait nadir bir altın sikke keşfetti.
- Yapılan incelemelerde sikkenin 969-976 yılları arasında hüküm süren İmparator I. John Tzimiskes dönemine ait olduğu ve üzerinde Hz. İsa ile Hz. Meryem tasvirleri bulunduğu belirlendi.
- Eser, gerekli yasal prosedürler tamamlandıktan sonra İzmir Arkeoloji Müzesi bünyesinde koruma altına alınarak ilerleyen dönemlerde sergilenecek.
İzmir’in Karaburun ilçesi, su altı zenginlikleriyle bir kez daha arkeoloji dünyasının dikkatini üzerine çekmeyi başardı. Geçtiğimiz nisan ayında bölge açıklarında amatör bir dalış gerçekleştiren bir vatandaş, deniz tabanında yaklaşık 2-3 metre derinlikte tarihi bir eserle karşılaştı. Yapılan ilk incelemeler, bulunan nesnenin Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait, paha biçilemez bir altın sikke olduğunu ortaya koydu.
Tarihin İzlerini Taşıyan Nadir Bir Eser
Uzman arkeologlar tarafından yapılan detaylı analizlerde, söz konusu sikkenin 969-976 yılları arasında tahtta kalan İmparator I. John Tzimiskes (Çemişgezekli İoannes) dönemine ait olduğu kesinleşti. Sikkenin kondisyonu ve üzerindeki kabartmaların netliği, eserin döneminin sanat anlayışını yansıtması açısından büyük önem taşıyor. Sikkenin bir yüzünde haleli, kutsama işareti yapan ve İncil tutan Hz. İsa tasviri yer alırken, diğer yüzünde imparatoru sağ eliyle taçlandıran Hz. Meryem Ana’nın yarım boy kabartması bulunuyor.
Bu keşif, bölgedeki deniz ticaret yollarının ve yerleşim yerlerinin tarihsel önemini bir kez daha kanıtlar nitelikte. Öte yandan, teknoloji dünyasındaki gelişmeler de arkeolojik çalışmaları hızlandırıyor; tıpkı Mistral Large 4 gibi devrim niteliğindeki yapay zeka sistemlerinin, ileride eserlerin tasnifinde ve tarihlendirilmesinde daha aktif rol alması bekleniyor.
Yasal Süreç ve Vatandaşın Sorumluluğu
İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü Savaş Gürbüz, eserin müzeye kazandırılmasının ardından yaptığı açıklamada, vatandaşların tarihi eser bulduklarında izlemeleri gereken yasal prosedürleri hatırlattı. Gürbüz, “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği, bulunan her türlü tarihi eser en yakın mülki amire veya müze müdürlüğüne teslim edilmelidir,” ifadelerini kullandı. Müze bünyesinde kurulan komisyon, eserin envanterlik değerini belirleyerek, yasalar çerçevesinde vatandaşın ödüllendirilmesini sağlıyor.
Günümüzde tarihi eser kaçakçılığı ile mücadele büyük bir kararlılıkla sürdürülüyor. Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü, son yıllarda binlerce eseri yasal yollarla geri getirmeyi başardı. Ancak sadece arkeolojik miras değil, güncel güvenlik sorunları da toplumun gündeminde. Örneğin, oltalama saldırılarına karşı yerli kalkan projeleri gibi dijital güvenlik adımları da aynı hassasiyetle korunması gereken milli değerlerimiz arasında yer alıyor.
İzmir Arkeoloji Müzesi, teslim alınan bu altın sikkeyi uygun görülen bir tarihte ziyaretçilerin beğenisine sunmayı planlıyor. Bu tür keşifler, Türkiye’nin zengin kültürel mirasının sadece karada değil, masmavi sularımızın derinliklerinde de yaşamaya devam ettiğini bizlere hatırlatıyor.



