⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 409
🕐 Son Güncelleme: 07.10.2026 15:35
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Afganistan’ın başkenti Kabil, aşırı nüfus artışı ve altyapı yetersizliği nedeniyle 2030 yılına kadar yeraltı su kaynakları tamamen tükenen dünyadaki ilk modern kent olma tehlikesiyle karşı karşıya.
- Son 10 yılda yeraltı su seviyesinin 30 metre gerilediği kentte, su kuyularının neredeyse yarısı kurudu ve halkın büyük bir kısmı şebeke suyuna erişemiyor.
- Uzmanlar, yaşanan durumu “su iflası” olarak nitelendirirken, altı yıldır süren kuraklık ve düzensiz şehirleşme sonucu kentin büyük bir insani felaketin eşiğinde olduğunu belirtiyor.
Afganistan’ın başkenti Kabil, modern tarihin en ciddi ekolojik ve insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Uluslararası kuruluşların verilerine göre, hızla büyüyen nüfus ve tükenen yeraltı kaynakları, şehri 2030 yılına kadar “suyu tamamen biten ilk modern metropol” olma yoluna soktu. Uzmanlar, kentin şimdiden kritik bir eşiği geçtiğini ve geri dönüşü olmayan bir sürece girdiğini vurguluyor.
“Sıfır Günü” Kapıda: Su Kaynakları Neden Kuruyor?
Kabil’de yaşanan Kabil su krizi, sadece iklim değişikliğiyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip. 2001 yılında 1 milyonun altında olan kent nüfusu, bugün 6 milyona ulaşmış durumda. Özellikle sınır dışı edilen göçmenlerin geri dönüşü ve kırsaldan merkeze yaşanan yoğun göç, sınırlı altyapı üzerinde devasa bir baskı oluşturuyor. Kentin su ihtiyacının yüzde 80’i, çevredeki akiferlerden ve derin kuyulardan karşılanıyor; ancak bu kaynaklar yenilenme hızından çok daha hızlı tüketiliyor.
Son 10 yıllık veriler, yeraltı su seviyesinin yaklaşık 30 metre gerilediğini gösteriyor. Bu durum, sadece bir su kıtlığı değil, aynı zamanda kentin fiziksel olarak çöküşüne neden olabilecek bir “su iflası” olarak tanımlanıyor. Benzer şekilde, dünyanın farklı yerlerinde yaşanan değişimleri takip edenler, küresel ekonominin ağırlık merkezi değişirken çevresel faktörlerin jeopolitik dengeleri nasıl sarsabileceğini bir kez daha görüyor.
Altyapı Yetersizliği ve Kirlilik Tehlikesi
Şebeke suyuna erişimi olan nüfusun yalnızca yüzde 20 olması, Kabil sakinlerini bireysel yöntemlerle su arayışına itiyor. Camilerdeki el pompaları veya özel tankerlerle su temin etmeye çalışan halk, hem yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor hem de sağlık riski taşıyan suları tüketmek zorunda kalıyor. Kabil’deki mevcut yeraltı sularının yüzde 80’e varan kısmı, lağım suları ve arsenik gibi doğal kirlilikler nedeniyle içilemez durumda.
Dünya gündemindeki diğer gelişmelerde olduğu gibi, ABD’nin İran savaşı faturası gibi büyük çaplı politik krizlerin gölgesinde kalan bu insani dram, uzun vadede bölgeyi yaşanamaz bir hale getirme potansiyeli taşıyor.
Uzmanlardan “İnsani Felaket” Uyarısı
Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nden Prof. Mohd Faizee, zamanın daraldığına dikkat çekerek acil önlem alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle kar yağışlarının son 25 yılın en düşük seviyesine inmesi, akiferlerin beslenmesini engelliyor. Şehirleşme planı olmayan bölgelerde yağan yağmurlar ise toprağın ememediği yüzeyler nedeniyle ölümcül sellere dönüşüyor. Kabil’in karşı karşıya olduğu bu tablo, sadece bir şehrin değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden bir “varlık yokluk” savaşına dönüşmüş durumda.



