⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 400
🕐 Son Güncelleme: 08.10.2026 14:54
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Avrupa’da Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde güç kazanan aşırı sağ partiler, ekonomik gerekçelerle savunma bütçelerinin artırılmasına karşı çıkıyor.
- Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların sınırlandırılmasını savunan muhalefet, seçmenlerin geçim sıkıntısını siyasi bir koz olarak kullanıyor.
- Kamuoyu desteğinin düşüklüğü ve seçim süreçleri, NATO’nun 2035 yılına kadar GSYH’nin %5’ini savunmaya ayırma hedefini riske sokuyor.
Avrupa’nın güvenlik mimarisi, siyasi arenada yaşanan köklü değişimlerle sarsılıyor. Fransa, İtalya, Belçika, Almanya, Polonya ve Romanya gibi ülkelerde tabanını genişleten aşırı sağ partiler, Avrupa savunma harcamaları konusunda ana akım siyasetin karşısında duran bir duvar örüyor. Seçmenlerin yaşadığı ekonomik zorlukları ve enflasyonist baskıları merkeze alan bu hareketler, savunma bütçelerinin artırılmasına ve Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların devamlılığına ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Ekonomik Kaygılar Güvenlik Politikalarını Gölgeliyor
Fransa’da Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen, Ukrayna’ya yönelik yardımların artık sürdürülemez olduğunu savunarak “mali açıdan bunu kaldıramıyoruz” ifadesiyle tartışmanın fitilini ateşledi. Benzer şekilde İtalya’da, Başbakan Giorgia Meloni’ye karşı muhalefetini sertleştiren Ulusal Gelecek Partisi, savunma harcamalarını “haklı olmayan bir yük” olarak tanımlıyor. Bu söylemler, tıpkı petrol fiyatlarında şok yükseliş haberlerinde olduğu gibi, vatandaşların doğrudan cebini etkileyen konuların siyasi bir manivela olarak kullanıldığını gösteriyor.
NATO’nun Stratejik Hedefleri Risk Altında
NATO yetkilileri, Rusya ile olan güvenlik dengesinin korunması adına bütçe artışlarının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Ancak 2027 seçimleri yaklaşırken, Fransa, İtalya ve Polonya gibi ülkelerde iktidara gelmesi muhtemel sağ kanat partiler, savunma yatırımlarını “seçmen tercihlerine” kurban edebilir. Uzmanlar, Aselsan’ın savunma teknolojilerinde ulaştığı yerli ve milli başarılar gibi örneklerin aksine, Avrupa’nın bütçe kısıntısına gitmesinin, ittifakın 2035 yılına kadar GSYH’nin %5’ini savunmaya ayırma hedefini sekteye uğratabileceği konusunda uyarıyor.
Anketler Kamuoyunun İkiye Bölündüğünü Gösteriyor
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi tarafından paylaşılan ağustos ayı verileri, savunma bütçelerine karşı halkın direncini gözler önüne seriyor. Katılımcıların %46,2’si, savunma harcamalarının vergi artışıyla finanse edilmesine kesinlikle karşı çıkıyor. Sadece %35,5’lik bir kesim bu harcamaları destekliyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya’da bu karşıtlık oldukça belirgin. Bölgedeki bu siyasi iklim, ABD ve Rusya arasındaki küresel enerji pazarlığı gibi büyük ölçekli jeopolitik kırılmalarla birleştiğinde, Avrupa’nın savunma kapasitesinde ciddi bir boşluk oluşma riski taşıyor.
Özetle, Avrupa’da güvenlik politikaları ile iç siyasi öncelikler arasındaki uçurum derinleşiyor. Eğer aşırı sağın yükselişi durdurulamazsa, NATO’nun caydırıcılık gücü ve Avrupa’nın ortak savunma iradesi, önümüzdeki on yılın en büyük sınavıyla karşı karşıya kalacak.



