⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 381
🕐 Son Güncelleme: 09.10.2026 15:50
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun eski askeri sekreteri Tümgeneral Avi Gil, 7 Ekim saldırısı sabahına ait resmi telefon görüşme kayıtlarının Başbakanlık tarafından manipüle edildiğini iddia etti.
- Gil, Netanyahu’nun saldırı öncesinde gelen istihbarat uyarılarına rağmen harekete geçmediğini ve esirlerin hayatını siyasi ikbali uğruna riske attığını öne sürdü.
- Muhalefet kanadı, bu iddialar üzerine Netanyahu hakkında derhal cezai soruşturma başlatılması çağrısında bulunarak İsrail siyasetinde büyük bir krizi tetikledi.
İsrail siyaseti, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan eski askeri sekreteri Tümgeneral Avi Gil’in yaptığı çarpıcı açıklamalarla sarsıldı. Kanal 12’ye konuşan Gil, 7 Ekim sabahı yaşananlara ilişkin resmi kayıtların değiştirildiğini ve Başbakan’ın güvenlik uyarılarını görmezden geldiğini iddia etti.
Kayıtlarda Manipülasyon İddiası
Avi Gil’in ifadelerine göre, 7 Ekim sabahı gerçekleşen ilk telefon görüşmeleri üzerinde oynama yapıldı. Özel Kalem Müdürü Tzachi Braverman’ın talimatıyla, saat 06.40-06.44 arasında yapılan görüşmelerin, saldırının başlangıç saati olan 06.29’a çekilmeye çalışıldığı belirtildi. Gil, bu yasa dışı müdahaleyi fark ederek durumu derhal başsavcılığa bildirdiğini vurguladı. Bu iddia, İsrail hükümetinin ABD’deki siyasi dengeler gibi küresel çapta yankı bulan yönetim krizlerinin gölgesinde yeni bir tartışma başlattı.
İstihbarat Uyarıları Neden Dikkate Alınmadı?
Gil, sadece kayıtların değiştirilmediğini, aynı zamanda Netanyahu’nun savaş uyarısını önceden aldığını da öne sürdü. Şin Bet Direktörü Ronen Bar’ın Temmuz 2023’te Başbakan’a bizzat “savaş uyarısı” ilettiğini açıklayan Gil, Netanyahu’nun bu kritik uyarıya rağmen acil bir güvenlik toplantısı düzenlemediğini belirtti. Saldırının ilk iki saatinde Netanyahu’nun güvenlik şefleriyle hiçbir temas kurmaması, muhalefet tarafından “ihmal” ve “ihanet” olarak nitelendiriliyor.
Öte yandan, ülkede yaşanan bu çalkantılı süreç sadece siyasi arenayı değil, toplumsal yaşamın diğer alanlarını da etkiliyor. Tıpkı havacılık ve teknoloji alanındaki gelişmelerin yakından takip edildiği gibi, İsrail kamuoyu da artık bu davanın sonucuna kilitlenmiş durumda.
Muhalefetten “Cezai Soruşturma” Çağrısı
Gil’in “Esirlerin hayatını siyasi ikbaline kurban etti” şeklindeki çıkışı, İsrail muhalefetini harekete geçirdi. Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, Başbakan’ın başarısızlığının cezasız kalmaması gerektiğini ifade ederken, Avigdor Liberman, Netanyahu’yu ülke çıkarlarına ihanet etmekle suçladı. Başbakanlık Ofisi ise tüm iddiaları reddederek sorumluluğun ordu ve güvenlik birimlerinde olduğunu savundu.
Hükümetin bu savunması, kamuoyundaki öfkeyi dindirmekten ziyade, “sorumluluktan kaçma” eleştirilerini daha da körüklüyor. İsrail’in içinden geçtiği bu zorlu süreç, burs başvurularından yerel seçimlere kadar halkın gündemindeki pek çok konuyu gölgede bırakmış durumda.



