Kültür Sanat

Savaş Üstüne Savaş: Mutfaktaki Şeytandan Tiranların İmparatorluğuna

Tori Amos'un son albümü ve çağdaş sanatın sınırları üzerine çarpıcı bir analiz. Mutfaktaki şeytanlardan tiranların imparatorluğuna uzanan yolculuk.

OKUMA AYARLARI
Savaş Üstüne Savaş: Mutfaktaki Şeytandan Tiranların İmparatorluğuna
Savaş Üstüne Savaş: Mutfaktaki Şeytandan Tiranların İmparatorluğuna
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 458
🕐 Son Güncelleme: 09.10.2026 19:04

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kültür sanat dünyası, Ayşegül Sönmez’in çağdaş sanatın sınırlarını irdeleyen yeni soruları ve Tori Amos’un sarsıcı diskografisiyle sarsılıyor.
  • Tori Amos, son albümünde Trump metaforu üzerinden kurguladığı milyarder kertenkele şeytan figürüyle modern Amerika’nın çoklu krizlerini ve yaş alma temasını masaya yatırıyor.
  • Sanatçının 35 yıllık müzikal geçmişi; şeytanları bulma, onlarla yüzleşme ve hayatta kalma motifi etrafında şekillenmeye devam ediyor.

Kültür sanat dünyasının nabzı, sanatın sınırlarını ve bireyin içsel savaşlarını masaya yatıran sarsıcı eserlerle atmaya devam ediyor. Sanatçılığın ve üretimin doğasını sorgulayan gelişmeler, tıpkı küresel endüstrideki değişimler gibi disiplinler arası bir dönüşüme işaret ediyor. Bu bağlamda Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine ve niteliğine uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” sorusuyla okurun kapısını çalıyor. Çağdaş Sanat Var Mı? adlı çalışma, üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor.

Tori Amos Evreninde Tiranlar ve Kertenkele Şeytanlar

Müzik dünyasının ikonik ismi Tori Amos, bizden yaklaşık otuz yıl önce farklı bir seçim yaptığını hayal etmemizi istediği yeni dönemeçte yine dikkatleri üzerine çekiyor. Ses mühendisi Mark Hawley ile evlenmek yerine lüksü ve serveti seçip milyarder bir kertenkele şeytanla evlenmiş olsaydı ne olurdu? Tori nihayet bu sadist kocadan kaçmaya karar verdiğinde günümüz Amerika’sında karşılaşmalarla dolu sarsıcı bir yolculuğa çıkıyor. Lezbiyen motosiklet çeteleri, gay cadılar, şamanlar ve yıllardır görmediği kızı ona bu yolda rehberlik ediyor.

Dünyadaki teknolojik ve kültürel gelişmelerin hızı, tıpkı dijital dünyadaki yenilikçi güncellemeler gibi bireylerin hayatta kalma reflekslerini de tetikliyor. Trump’ı, lüks ve servet uğruna tercih edilen ama sonunda seçen kişiyi bin pişman eden milyarder bir kertenkele kocaya dönüştürmek tam da Tori Amos evrenine ait olabilecek cüretkar bir tercih. Albüm, bugünün Amerika’sındaki çoklu krizlerin ardından kime ya da neye dönüştüğümüzü temel bir soru olarak merkeze koyuyor.

Otuz Beş Yıllık Diskografide Şeytanlarla Yüzleşmek

Çok öğeli bu öykünün en etkileyici tarafı ise alttan alta sızan “yaş” anlatısı. Kırklı yaşlarının ortasında “Big Wheel”da “M-I-L-F” olduğunu ilan eden, “16 Shades of Blue” ile Cezanne’in siyah saatlerinden ilhamla 50’li yaşlarını onurlandıran Amos, 2000’lerden beri odaklandığı “yılların getirdikleri” temasının belki de en güçlü örneklerinden birine imza atıyor. Esasen Amos’ın otuz beş yıllık diskografisi, dediğim dedik bir üslupla birkaç temel meselenin etrafında genişleyen halkalar çiziyor: Şeytanları bulmak, savaşmak, yüzleşmek ve hayatta kalmak.

“O güne dek olan hayatımın hikâyesi” olarak tanımladığı “Silent All These Years”, “Affedersin, bir süreliğine senin yerine geçebilir miyim?” sorusuyla başlıyor ve mutfaktaki şeytanların yine ona bağırdığını söyleyen korku dolu, çocuksu bir sesle devam ediyordu. Şarkı Amos’ın müziğinin kısa bir özeti gibiydi: Şeytanı bulması, onunla yüzleşmesi, sözünü ve sesini çekip bulması gerekiyordu. Fakat kendisini bir “şeytan avcısı” olarak idealize etmedi; ana akım iyilik-kötülük karşıtlığından itinayla kaçındı ve her öyküsünde tetikte kendi parmak izlerini de aradı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir