Kültür Sanat

Hande Ortaç’tan Yeni Roman: ‘Sus’ ile Şiddet ve Adalet Yüzleşmesi

Hande Ortaç, yeni romanı "Sus" ile şiddetin toplumsal kökenlerini ve adalet arayışını sorguluyor. Yazarın kaleminden güç ilişkileri ve öz savunma üzerine derin analizler.

OKUMA AYARLARI
Hande Ortaç’tan Yeni Roman: ‘Sus’ ile Şiddet ve Adalet Yüzleşmesi
Hande Ortaç’tan Yeni Roman: ‘Sus’ ile Şiddet ve Adalet Yüzleşmesi
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 405
🕐 Son Güncelleme: 11.10.2026 02:15

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Hande Ortaç’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan yeni romanı “Sus”, bir polis operasyonu ekseninde şiddet, güç ilişkileri ve toplumsal suskunluk temalarını işliyor.
  • Roman, sistemin koruduğu güçlü figürler ile sistematik şiddete maruz kalan bireyler arasındaki ahlaki uçurumu ve adalet arayışındaki “av-avcı” metaforunu merkeze alıyor.
  • Yazar, öz savunma kavramını ataerkil şiddetin deşifre edilmesi üzerinden ele alarak, suçun yalnızca sonucunu değil, onu doğuran koşulları sorgulamaya davet ediyor.

Edebiyat dünyasının dikkat çeken isimlerinden Hande Ortaç, yeni romanı “Sus” ile okurlarını karanlık bir toplumsal yüzleşmeye davet ediyor. İletişim Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan eser, bir polis operasyonunun gölgesinde şekillenirken, şiddetin yalnızca bireysel bir tercih değil, sistematik bir iktidar aracı olduğunu gözler önüne seriyor.

“Av” Metaforu Üzerinden Güç Savaşları

Romanın merkezinde, İstanbul’u etkisi altına alan büyük bir polis operasyonu yer alıyor. Ortaç, hikayeyi kurgularken “Bir av partisinin en masumu avın ta kendisi değil midir?” sorusunu sorarak okuru sarsıcı bir başlangıca sürüklüyor. Yazar, bu metaforu; söylemi kurma ayrıcalığına sahip olanların, kendi iktidarlarını korumak adına güçsüzü nasıl hedef tahtasına koyduğunu anlatmak için kullandığını belirtiyor.

Ortaç’a göre, toplumda “tehlikeli” olarak yaftalananların çoğu zaman iktidar çarkının dişlileri arasında ezilenler olduğunu görüyoruz. Tıpkı güncel dünyada yaşanan küresel çatışmalar ve güç mücadelelerinde olduğu gibi, gerçek suçlular çoğu zaman “avcı” rolünü üstlenerek cezadan muaf tutuluyor.

Adalet mi, Hakkaniyet mi?

Roman, okuru “Adalet her zaman eşitlik demek midir?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Ortaç, adaletin eşitlikten ziyade hakkaniyetle ilişkili olduğunun altını çiziyor. Şiddet sarmalında büyümüş iki karakterin karşı karşıya geldiği romanda, biri şiddeti bir iktidar aracı olarak kullanırken, diğeri maruz kaldığı baskıya karşı öz savunma geliştiriyor.

Günümüzde toplumun birçok kesiminde gözlemlenen ekonomik ve toplumsal adaletsizlikler, Ortaç’ın kurgusundaki vicdan muhasebesiyle benzerlik taşıyor. Yazar, “Hayat siyah ve beyazdan ibaret değil, aradaki tüm tonlar vicdan ve akıl muhasebesi için var” diyerek, suçun bağlamından koparılamayacağını vurguluyor.

Öz Savunma ve Ataerkil Şiddet

Kadın karakterin, kendisine sistematik şiddet uygulayan eşine karşı başvurduğu öz savunma, romanın en kırılma noktalarından birini oluşturuyor. Ortaç, ataerkil sistemin “had bildirmeyi” kendi hakkı olarak gören yaklaşımını deşifre ediyor. Bu durum, toplumda yaşanan ve zaman zaman basına yansıyan şiddet vakaları ile de paralellik gösteriyor. Ortaç, yazı sürecini “benim mücadele alanım” olarak tanımlayarak, edebiyatın toplumsal yaraları iyileştirme gücüne olan inancını pekiştiriyor.

Hande Ortaç’ın “Sus” romanı, sadece bir kurgu değil, aynı zamanda güç sahiplerinin sessizliğine karşı bir çığlık niteliği taşıyor. Okurlar, bu romanla birlikte şiddetin doğasını ve adalet arayışının neden bu kadar çetin olduğunu bir kez daha sorgulama fırsatı bulacak.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir