⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 396
🕐 Son Güncelleme: 11.10.2026 11:22
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- TEI Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, yapay zeka destekli otonom sistemlerin askeri alandaki tehditlerini açıkladı.
- Türkiye’nin en kritik savunma tesisleri olan ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI kampüslerine yabancı menşeli elektrikli araçların girişi yasaklandı.
- Güvenlik gerekçesiyle alınan bu kararın temelinde, araçlardaki kontrolsüz sensörlerin ve yazılımların siber saldırı ile “güdümlü füze” olarak kullanılabilme riski yatıyor.
Savunma sanayiinde dijital güvenlik, küresel çapta en çok konuşulan başlıkların başında geliyor. TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, katıldığı bir konferansta yapay zekanın sadece bir kolaylaştırıcı değil, aynı zamanda stratejik bir tehdit unsuru olabileceğine dikkat çekti. Akşit, özellikle otonom ve elektrikli araçların barındırdığı sensör teknolojilerinin, siber saldırı anında nasıl bir silaha dönüşebileceğini gözler önüne serdi.
Yapay Zeka Savaş Simülasyonlarında “Güdümlü Füze” Tehlikesi
Pamukkale Üniversitesi’nde düzenlenen “Gelişen dünyada değişen tehditler” konulu konferansta konuşan Akşit, yapay zeka ile yapılan savaş simülasyonlarının ürkütücü sonuçlar verdiğini belirtti. Akşit, “Yapay zekayla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zeka hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor. Arabanın kontrolünü ele geçirerek, onu yerdeki güdümlü bir füzeye dönüştürüyor ve askeri birliğin kapısına çakıyor,” ifadelerini kullandı. Bu durum, modern ulaşım araçlarının yazılım mimarisinin, güvenlik açığı olması durumunda nasıl bir felakete yol açabileceğini kanıtlıyor.
Günümüzde sosyal medya ve dijital platformlarda yaşanan güvenlik tartışmaları gibi, fiziksel dünyadaki otonom sistemler de artık ulusal güvenlik stratejilerinin merkezinde yer alıyor.
Kritik Tesislerde “Elektrikli Araç” Yasağı
Bu büyük risk karşısında Türkiye’nin savunma sanayii devleri harekete geçti. Mahmut Faruk Akşit; ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI kampüslerine yabancı menşeli elektrikli araçların girişinin tamamen yasaklandığını duyurdu. Akşit, yerli araçlara ise yazılım ve donanım üzerindeki tam kontrolün Türkiye’de olması şartıyla izin verildiğini vurguladı.
Akşit sözlerini şöyle sürdürdü: “Yabancı elektrikli arabaları kampüsün içine sokmuyoruz. Çünkü araçlarda çok fazla sensör ve kamera var; haritayı çıkarıyorlar ve kontrol bizde değil. Yazılımın kontrolü sizde değilse, o ne istiyorsa onu yapar. Ancak yerli araçlarda şifreyi ve yazılımı biz kontrol ettiğimiz için güvence altına alabiliyoruz.”
Dijital Güvenlikte Yeni Dönem
Teknolojik ilerlemelerin beraberinde getirdiği bu yeni tehdit profili, sadece savunma sanayii ile sınırlı kalmıyor. Tıpkı İstanbul’da yaşanan siber suçlar veya dijital sistemlere yönelik saldırılar gibi, araçların “akıllı” hale gelmesi de yeni güvenlik protokollerini zorunlu kılıyor. Akşit’in açıklamaları, Türkiye’nin siber egemenlik konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Artık sadece şifrelerin yeterli olmadığı, fiziksel sistemlerin dahi internetten izole edilmesi gerektiği bir döneme girildi. TEI’nin bu radikal adımı, diğer stratejik kurumlar için de bir emsal teşkil ediyor.



