⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 479
🕐 Son Güncelleme: 12.10.2026 15:20
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, 2027 yılında net asgari ücretin yaklaşık yüzde 32 artışla 37 bin TL seviyesine çıkabileceğini öngördü.
- 2026 yılındaki 28 bin 75 TL’lik net asgari ücretin, ara zam yapılmaması nedeniyle dokuz aylık enflasyon karşısında 6 bin 827 TL eridiği vurgulandı.
- Nihai asgari ücret rakamı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun aralık ayı toplantılarının ardından netlik kazanacak.
Türkiye’de milyonlarca çalışanı doğrudan, tüm ekonomik dengeleri ise dolaylı olarak etkileyen 2027 yılı asgari ücretine ilişkin ilk hesaplamalar kamuoyuyla paylaşıldı. 2026 yılında net 28 bin 75 TL olarak uygulanan ve yıl ortasında herhangi bir ara zam yapılmayan asgari ücret, enflasyon karşısında satın alma gücünü önemli ölçüde kaybetti. Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, resmi makroekonomik hedefler ve mevcut fiyat artışlarını baz alarak 2027 yılı için masadaki olası rakamı açıkladı.
“Net Asgari Ücrette 37 Bin TL Seviyesini Bekliyorum”
Yıl sonu ekonomik parametrelerini değerlendiren Mahmut Aydoğmuş, Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan 2026 yılı enflasyon tahmininin yüzde 28,4 olduğunu hatırlattı. Bu oranın doğrudan maaşlara yansıtılması durumunda net tutarın 36 bin 49 TL civarında olacağını belirten Aydoğmuş, piyasa gerçekleri doğrultusunda 2027 asgari ücret seviyesinin net 37 bin TL bandına ulaşmasını beklediğini ifade etti.
Bu tahminin yaklaşık yüzde 32 oranında bir artışa işaret ettiğini söyleyen Aydoğmuş, nihai kararın aralık ayında toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmelerinin ardından netleşeceğinin altını çizdi. Toplumsal refahın korunması ve dar gelirlinin alım gücünün desteklenmesi açısından bu artışın kritik olduğunu belirten uzmanlar, tıpkı Mersin’de emekli evleri gibi sosyal destek projelerinin de eş zamanlı olarak güçlendirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Satın Alma Gücündeki Kayıp 6 Bin 800 TL’yi Aştı
Asgari ücret görüşmelerinde yalnızca yüzdelik zammın konuşulmasının yanıltıcı olacağını vurgulayan Aydoğmuş, çalışanların yıl içerisinde yaşadığı reel kayıplara dikkat çekti. Ocak ayında yürürlüğe giren net 28 bin 75 TL’lik ücretin, eylül ayı itibarıyla dokuz aylık resmi enflasyon karşısında 6 bin 827 TL değer kaybettiğini ifade etti. Ocak ayındaki bir sepet mal ve hizmeti eylül ayı sonunda alabilmek için en az 34 bin 900 TL gerektiğine işaret eden analist, yılın son üç ayında enflasyon baskısının süreceğini belirtti.
Ülke genelinde mutfak masraflarını dengelemeye çalışan hanelerde harcamalar titizlikle planlanıyor; vatandaşlar bütçelerini korumak için dışarıdaki tüketim yerine evde ağızda dağılan şekerpare yapımı gibi geleneksel tariflerle maliyetleri kısmaya çalışıyor.
Açlık Sınırı Karşılaştırması Dikkat Çekti
Türk-İş tarafından eylül ayında açıklanan ve dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenme giderlerini kapsayan açlık sınırının 37 bin 801 TL olduğunu anımsatan Aydoğmuş, yapılan zammın refah payından çok geçmiş kayıpların telafisi niteliğinde kalacağını savundu. Tahmin edilen 37 bin TL’lik rakamın bugünkü açlık sınırının dahi gerisinde kaldığını vurgulayan Aydoğmuş, gıda enflasyonunun yıl sonuna kadar seyredeceği rotanın çalışanların yaşam standartlarını doğrudan belirleyeceğini kaydetti.
Gelişmiş ülkelerde ve küresel ölçekte yaşanan ekonomik çalkantılar sürerken, örneğin Peskov Ukrayna barış açıklaması gibi jeopolitik risklerin enerji ve emtia fiyatlarına olası etkileri de Türkiye’deki enflasyon beklentilerini şekillendiren dış unsurlar arasında yer alıyor.



