⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 367
🕐 Son Güncelleme: 12.10.2026 07:41
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa Birliği’nin stratejik üretim vizyonu olan “Made in EU” yaklaşımının Türkiye’yi de içermesi gerektiğini ifade etti.
- Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zinciriyle olan derin entegrasyonu ve mevzuat uyumu, sektörün rekabet gücü için kritik bir unsur olarak öne çıktı.
- Sektör temsilcileri, Türkiye’ye sadece montaj fabrikası değil, Ar-Ge ve teknoloji transferi sağlayacak nitelikli yatırımların gelmesi gerektiğini savunuyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) yerli üretimi desteklemek ve küresel pazardaki stratejik rekabet gücünü artırmak amacıyla geliştirdiği “Made in EU” yaklaşımı, otomotiv sektörünün ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Türkiye’nin Avrupa ile uzun yıllara dayanan üretim ve mühendislik entegrasyonu, bu yeni düzenleme kapsamında korunması gereken en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Türkiye’nin Avrupa Otomotiv Değer Zincirindeki Rolü
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. AB’nin, özellikle Çinli üreticilerin agresif büyüme politikalarına karşı kendi sanayisini koruma çabasını anladıklarını belirten Eroldu, bu koruma kalkanının Türkiye’yi dışlamaması gerektiğini ifade etti. Eroldu, “Daha güçlü bir Avrupa otomotiv sanayisi kurulmak isteniyorsa, Türkiye’nin de muhakkak bunun bir parçası olması lazım. Zaten Türkiye uzun yıllardır bu zincirin bir halkasıdır,” diyerek Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çekti.
Türkiye’nin Avrupa ile olan uyumu sadece ticari hacimle sınırlı değil. Mevzuat ve teknik standartlar konusunda da tam bir eşgüdüm söz konusu. Türkiye, AB’nin belirlediği homologasyon kurallarını ve teknik mevzuatları aynı takvim içerisinde devreye alarak sanayisini küresel standartlara adapte ediyor. Bu durum, ekonomi ve güvenlik dengelerinin korunması açısından kritik bir önem taşıyor.
Montaj Değil, Teknoloji ve Ar-Ge Odaklı Yatırım Şart
Sektörün öncelikli beklentisi, gelen yatırımların niteliği üzerine kurulu. Eroldu, Türkiye’nin yeni montaj tesislerine değil, yüksek katma değerli üretim modellerine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Özellikle elektrikli araçlar ve otonom sürüş teknolojileri gibi alanlarda Türkiye’nin bir teknoloji üssüne dönüşmesi hedefleniyor. Bu noktada, elektrikli araçlar dünyasındaki teknolojik dönüşümün, Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri aracılığıyla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonunu güçlendirmek adına sektör paydaşları da harekete geçmiş durumda. OSD, OİB ve TAYSAD tarafından hazırlanan ortak pozisyon belgesi, Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayisindeki yerini sağlamlaştırmayı ve yeni sanayi politikaları çerçevesinde hak kaybı yaşanmasını engellemeyi amaçlıyor. Türkiye’nin teknoloji getiren ve mühendislik kapasitesini artıran yatırımları kabul etmesi, hem yerel sanayinin gelişimini hem de Avrupa’nın tedarik güvenliğini sağlayacak temel unsur olarak görülüyor.



