⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 338
🕐 Son Güncelleme: 12.10.2026 20:14
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Motus Lisansüstü Araştırmalar Grubu tarafından Ankara’da düzenlenen Disiplinlerarası Tartışma Günleri, 120 katılımcıyla tamamlandı.
- Sempozyumda akademik özerklik, bilimsel üretim, yapay zekanın ekonomisi ve iklim krizi gibi geniş bir yelpazede eleştirel tartışmalar yapıldı.
- Panelistler, akademisyenlerin “teknisyenleşme” riski ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı örgütlü mücadelenin gerekliliğini vurguladı.
Motus Lisansüstü Araştırmalar Grubu tarafından organize edilen ve bilimsel üretimi kolektif bir zeminde tartışmayı amaçlayan Disiplinlerarası Tartışma Günleri, Ankara’da gerçekleştirilen yoğun bir programın ardından sona erdi. 10-11 Eylül tarihlerinde düzenlenen sempozyum; akademisyenler, gazeteciler, sendikacılar ve araştırmacılardan oluşan 120 kişilik geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getirdi.
Bilimsel Pratik ve Disiplinlerarası Yaklaşım
Motus, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden kıdemli akademisyenlere kadar geniş bir yelpazeyi, toplumsal faydayı gözeten ve eleştirel bir bilim pratiği etrafında buluşturmayı hedefliyor. Sempozyum kapsamında düzenlenen 9 atölye ve 4 panelde; “Yapay Zekanın Ekonomik Politiği”, “Günümüz Dünyasında Sınıfı Aramak” ve “COP31’e Giderken İklim Zirveleri ve Kapitalizm” gibi güncel ve kritik başlıklar masaya yatırıldı. Özellikle oturumlarda, iklim krizinin küresel etkileri ve ekolojik dönüşümün toplumsal sonuçları derinlemesine incelendi.
Akademinin Geleceği: Teknisyenleşme Riski
Etkinliğin kapanış oturumu olan “Akademinin Geleceği” paneli, Meltem Demiralp moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde konuşmacılar, üniversitelerin mevcut yapısal sorunlarını ve akademisyenlerin karşı karşıya kaldığı yeni nesil tehditleri değerlendirdi. Halil Onur Altay, akademik üretimin sermaye odaklı şekillendiğine dikkat çekerek, akademisyenlerin giderek birer “teknisyen” konumuna itildiğini savundu. Altay, yayın baskısı ve fon mekanizmalarının bilimsel özerkliği zayıflattığına vurgu yaptı.
Tarihsel Süreç ve Örgütlü Mücadele
Öğretim Elemanları Derneği (ÖED) adına konuşan Beste Özçakmak, akademik taleplerin tarihsel sürekliliğine değindi. 1990’lı yıllardan bu yana devam eden demokratik katılım, akademik özgürlük ve iş güvencesi taleplerinin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu belirtti. Özçakmak, üniversite yönetim süreçlerine katılımın önündeki engelleri eleştirirken, mevcut yönetimlerle diyalog kurma taleplerinin karşılıksız kaldığını ifade etti.
Eğitim-Sen 5 Nolu Şube temsilcisi Baver Yeşilyurt ise akademideki en temel sorunun kadro yetersizliği ve güvencesizlik olduğunu belirtti. Tartışmaların odağında, artan üretim maliyetleri ve ekonomik krizlerin akademik emeğin niteliği üzerindeki baskıları da yer aldı. Katılımcılar, akademik özgürlüğün korunması için disiplinlerarası iş birliğinin ve ortak örgütlenme modellerinin hayati önem taşıdığı konusunda görüş birliğine vardı.



