⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 12.10.2026 06:49
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Bir güvenlik görevlisi, işten ayrılmadığı halde istifa etmiş gibi gösterilerek işten çıkarılması üzerine hukuk mücadelesi başlattı.
- İşveren, işçinin istifa ettiğini kanıtlamak amacıyla el yazısıyla yazılmış ancak üzerinde tarih bulunmayan bir dilekçe sundu.
- Bölge Adliye Mahkemesi, tarihsiz belgelerin ispat niteliği taşımayacağına hükmederek işçinin işe iadesine ve tazminat ödenmesine karar verdi.
Türkiye’de iş hukuku alanında emsal teşkil edecek önemli bir yargı kararı açıklandı. Yıllarca bir özel güvenlik şirketinde görev yapan M.K., işvereni tarafından haksız yere işten çıkarıldığını belirterek hukuk mücadelesi başlattı. İşten ayrılmadığı halde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına “03 kodu” yani istifa olarak işlenen çıkış işleminin iptali için mahkemeye başvuran işçi, uzun süren yargılama sonucunda haklı bulundu.
İşverenin ‘İstifa’ İddiası Mahkemeye Taşındı
Dava sürecinde işveren tarafı, iş akdinin işçinin kendi isteğiyle sona erdiğini savunarak, elinde işçinin imzalı bir istifa dilekçesi bulunduğunu ileri sürdü. Dilekçede, işçinin başka bir projede çalışmak üzere mevcut görevinden ayrıldığına dair el yazısı ifadeler yer alıyordu. Ancak 12 Ekim 2026 gündemi içerisinde iş dünyasını yakından ilgilendiren bu gelişme, belgenin eksiklikleri nedeniyle işveren lehine sonuçlanmadı.
İşçi M.K., işten çıkarılma sürecinde herhangi bir istifa iradesinin bulunmadığını, iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek işe iade ve tazminat talebinde bulundu. İlk derece mahkemesinin işçiyi haklı bulması üzerine işveren kararı istinafa taşıdı.
Yargıdan Tarihsiz Belgeye ‘Geçersiz’ Engeli
Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi, işverenin sunduğu delili hukuken yetersiz buldu. Mahkeme heyeti, el yazısıyla hazırlanmış ve imzalanmış olsa dahi, istifa dilekçesinde tarih bulunmamasının belgenin geçerliliğini sakatladığına dikkat çekti. Dilekçede tarih yer almadığı için belgenin ne zaman düzenlendiğinin, işçinin iradesinin ne zaman ortaya konulduğunun anlaşılamayacağı vurgulandı.
BAM kararında, ispat yükünün işverende olduğu hatırlatılarak, “İstifa dilekçesine itibar edilemeyeceği, iş akdinin davacının istifası ile sona erdiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı” belirtildi. Bu karar, ülkenin sosyo-ekonomik yapısı ve işçi-işveren ilişkileri açısından kritik bir hukuki sınır çizmiş oldu.
Kararın Hukuki Dayanağı ve Tazminat Tutarı
Mahkeme, feshin geçersizliğine ve güvenlik görevlisi M.K.’nın iş yerine işe iadesine karar verdi. Ayrıca, işverenin işçiyi işe başlatmaması durumunda ödemesi gereken tazminat miktarı da netleştirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, işçinin çalıştığı süre ve fesih sebebi dikkate alınarak, 4 aylık brüt ücret tutarında olan 57 bin 240 TL tazminatın ödenmesine hükmedildi.
Bu karar, iş sözleşmelerinin feshi sırasında kullanılan belgelerin hukuki standartlara uygun olmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Eksik veya usulsüz düzenlenen belgelerin, işverenleri ciddi tazminat yükümlülükleri ile karşı karşıya bırakabileceği kanıtlanmış oldu.



