⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 378
🕐 Son Güncelleme: 13.10.2026 11:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gaziantep Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), tadilat gerekçesiyle fiilen kapatılarak yaklaşık 500 hastanın tedavi süreci kesintiye uğratıldı.
- Resmi kayıtlarda “açık” görünen ancak aylardır hiçbir bakım çalışması yapılmayan merkezin kapalı tutulması, hastaların sosyal izolasyon ve atak geçirme riskini artırıyor.
- Hasta yakınları ve dernek temsilcileri, kağıt üzerinde aktif görünen merkezin hizmet vermemesini “hukuki ve etik bir çelişki” olarak nitelendirerek mağduriyetin giderilmesini talep ediyor.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) bünyesinde hizmet veren Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), yaklaşık 500 şizofreni ve ruhsal engelli birey için hayati bir öneme sahipti. Ancak merkez, 19 Ocak tarihinden bu yana “tadilat” gerekçesiyle faaliyetlerini durdurdu. Aradan geçen aylara rağmen tesiste herhangi bir iyileştirme veya bakım çalışması yapılmaması, bölgedeki hasta ve hasta yakınlarını ciddi bir sağlık kriziyle karşı karşıya bıraktı.
Resmi Kayıtlar ile Fiili Durum Arasındaki Çelişki
Merkezin kapatılmasının ardından ortaya çıkan bürokratik tablo, mağduriyetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Antep Valiliği ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan resmi yazışmalarda merkezin “9 aylık tadilat sürecinde” olduğu ifade ediliyor. Ancak sahada yapılan incelemeler, tesisin kapısına kilit vurulduğunu ve herhangi bir inşaat faaliyetinin yürütülmediğini kanıtlıyor. Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliği ise durumu “fiziki imkan yetersizliği” ile açıklarken, Rektörlük makamı merkezin resmi olarak kapatılmadığını savunuyor.
Bu süreç, tıpkı Ankara merkezli çek dolandırıcılığı soruşturması gibi, kamu kurumlarındaki denetim ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Kamu yönetimindeki bu aksaklıklar, ne yazık ki en çok dezavantajlı grupları etkiliyor.
Hastalar Tedavisiz ve Takipsiz Kaldı
TRSM, klasik poliklinik hizmetlerinden farklı olarak kesintisiz rehabilitasyon, güvene dayalı hasta-hekim ilişkisi ve sosyal uyum atölyeleri sunan bir merkezdi. Merkezin tek taraflı feshedilmesiyle birlikte hastalar hekimlerinden ve psikologlarından koparıldı. Kentteki diğer kamu hastanelerinin kapasite yetersizliği, hastaların başka kurumlara yönlendirilmesini imkansız kılıyor. Bu durum, hastaların nüks ve atak geçirme riskini her geçen gün biraz daha artırıyor.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Antep Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Acıoğlu, yaşanan durumu “kazanılmış hakların gasbı” olarak tanımladı. Acıoğlu, “Ruhsat aktif, hizmet pasif tutularak hukuksuzluk yapılıyor. Tadilat bahane edilerek hastalar sokağa terk edildi,” ifadelerini kullandı. Toplumun sağlık hakkına erişimi, tıpkı 2026-2027 VGM yükseköğrenim burs başvuruları gibi şeffaf ve düzenli bir işleyişe ihtiyaç duymaktadır. Ancak bu örnekte olduğu gibi, kamu kaynaklarının verimli kullanılmaması doğrudan insan hayatını riske atmaktadır.
Gelecek Beklentisi
Hastalar ve aileleri, merkezin bir an önce işlevsel hale getirilmesini ve tedavi süreçlerinin kaldığı yerden devam etmesini bekliyor. Yetkililerin, resmi kılıfların arkasına sığınmak yerine, hastaların sağlık haklarını önceleyen somut adımlar atması zorunluluk arz ediyor.



