⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 345
🕐 Son Güncelleme: 13.10.2026 02:19
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul merkezli bir çağrı merkezinde, FOREX yatırımcılığı adı altında vatandaşları dolandıran bir şebekenin yasa dışı faaliyetleri deşifre edildi.
- Şebeke yöneticilerinin, çalışanlarını “polis muhbiri” olup olmadıklarını anlamak için zorla yalan makinesine (poligraf) bağladığı ve tehdit ettiği ortaya çıktı.
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri ve ele geçirilen görüntüler soruşturmaya dahil edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma, Türkiye’de kurulan bir çağrı merkezinin perde arkasındaki karanlık yöntemleri gün yüzüne çıkardı. İsrail merkezli bir yönetim kadrosu tarafından organize edilen ve FOREX yatırımcılığı adı altında faaliyet gösteren şebekenin, çalışanlarına yönelik uyguladığı baskıcı yöntemler adli kayıtlara geçti.
Çalışanlara Yalan Makinesi İşkencesi
Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonlarda, şebekenin yeni işe aldığı personeli sıkı bir denetimden geçirdiği anlaşıldı. İfadelere göre, “Daniel” lakabını kullanan denetçi Doğukan Dal, çalışanların cep telefonlarına el koyarak onları yalan makinesine (poligraf) zorla bağlıyordu. Personel, “Polis ile işbirliğin var mı?”, “Ajanlık mı yapıyorsun?” gibi sorularla sorgulanarak sindirilmeye çalışılıyordu. Bu anlara ait, cihazların çalışır vaziyette olduğu kayıtlar ise soruşturmanın en dikkat çekici delilleri arasında yer aldı.
Tehdit ve Baskı Yöntemleri
Şebeke içerisindeki baskı sadece yalan makinesi ile sınırlı kalmadı. Patron konumundaki Ümit Bolat’ın (Richard) her zaman belinde silahla gezdiği ve çalışanları “Benim İsrail mafyalarım var, fazla merak cana zarardır” diyerek tehdit ettiği öne sürüldü. Hatta bazı çalışanların aileleri üzerinden tehdit edildiği, bir diğer yöneticinin ise kendisini MİT ajanı olarak tanıtarak güven kazanmaya çalıştığı iddialar arasında yer alıyor. Günümüzde dijital güvenlik ve hesap yönetimi gibi konuların kritik önem taşıdığı bir dönemde, bu tür yöntemlerin kullanılması toplumda büyük yankı uyandırdı.
Yaşanan bu gelişmeler, dolandırıcılık şebekelerinin sadece finansal değil, insan kaynakları yönetimi adı altında psikolojik şiddet ve yasa dışı sorgulama yöntemlerine başvurduğunu kanıtlıyor. İstanbul merkezli yürütülen operasyonların kapsamının genişleyebileceği ve diğer bağlantıların da deşifre edileceği belirtiliyor. Benzer şekilde, İstanbul’daki kültürel etkinlikler gibi toplumun genelini ilgilendiren konular kadar, bu tür adli vakalar da güvenlik birimlerinin radarına girmeye devam ediyor.
Şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda, şebekenin organizasyon yapısını deşifre etmeye çalışan emniyet güçleri, dijital deliller üzerindeki incelemelerini sürdürüyor. Dolandırıcılık faaliyetlerinin yanı sıra, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “tehdit” suçlamalarıyla da karşı karşıya kalan şüphelilerin yargı süreci yakından takip ediliyor.



