⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 334
🕐 Son Güncelleme: 13.10.2026 11:43
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Amerikalı araştırmacı Trevor Warmedahl, ticari peynir üretimini bırakarak 2019 yılından bu yana dünyadaki kaybolmaya yüz tutmuş peynir geleneklerini yerinde incelemek üzere küresel bir yolculuğa çıktı.
- Moğolistan’dan Gürcistan’a kadar 20’yi aşkın ülkede yerel üreticilerle çalışan Warmedahl, peyniri sadece bir gıda değil, coğrafyanın ve mikrobiyal yaşamın “yenilebilir bir tezahürü” olarak tanımlıyor.
- Warmedahl, modern endüstriyel üretimin aksine, geleneksel yöntemlerin insan, doğa ve hayvancılık arasındaki etik ilişkiyi koruduğuna dikkat çekerek çalışmalarına devam ediyor.
Seattle’da ticari bir peynir üreticisi olarak kariyerini sürdürürken, kullandığı sütlerin kaynağı olan hayvanlarla hiçbir bağı olmadığını fark eden Trevor Warmedahl, radikal bir karar alarak mesleğini bıraktı. 2019 yılında hiçbir kesin plan yapmadan yola çıkan Warmedahl, o günden bu yana 6 yıldır dünyayı karış karış gezerek, modern dünyanın hızı içinde kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel peynir yapım tekniklerini belgeliyor.
Moğolistan Steplerinden Gürcistan Dağlarına Bir Kültür Yolculuğu
Warmedahl’ın yolculuğu, Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da süt ve süt ürünlerinin kutsal kabul edildiği bir yaşam biçimiyle tanışmasıyla farklı bir boyut kazandı. Geleneksel Moğol çadırlarında, kadınların peynir yapım sürecine başlamadan önce gökyüzüne süt serperek sundukları saygı gösterisine tanık olan araştırmacı, burada sütün sadece bir besin değil, bir şükran sembolü olduğunu gözlemledi. Ticari süt işletmelerinde endüstriyel üretimin aksine, burada her aşamanın bir ritüel olduğunu vurguluyor.
Gobi Çölü’nü geçerek Zavkhan otlaklarına ulaşan Warmedahl, burada Tibet öküzü yak sağmayı ve sütü kurutarak elde edilen geleneksel “aaruul” çökeleğinin yapımını öğrendi. Araştırmacı, bu tür yerel üretimlerin, biyoçeşitlilik projeleri ile korunması gereken kültürel miraslar olduğunu belirtiyor.
Gürcistan’da Fosil Peynirlerin İzinde
Gürcistan’ın Tusheti bölgesinde “fosil peynirler” olarak adlandırdığı, tarihi kökleri derin olan üretim biçimlerini inceleyen Warmedahl, burada koyun postlarında olgunlaştırılan “Tushuri guda” peynirinin yapım aşamalarını yerinde gözlemledi. 300 koyunluk bir sürü ile 130 kilometrelik zorlu bir göç yolculuğuna eşlik eden araştırmacı, bu sürecin aslında insan ve doğa arasındaki kopan bağın yeniden kurulması anlamına geldiğini ifade ediyor.
Warmedahl, Balkan Zirveleri Yolu üzerinde tamamladığı 193 kilometrelik peynir rotasıyla, yerel peynir kültürünün coğrafi bir kimlik taşıdığını savunuyor. “Peynir, bir yerin yenilebilir tezahürüdür” diyen araştırmacı, Türk tulum peyniri gibi köklü geleneklere duyduğu hayranlığı da her fırsatta dile getiriyor. Onun bu çalışmaları, endüstriyelleşen gıda dünyasında, yerel üreticinin ve geleneksel bilginin önemini bir kez daha hatırlatıyor.



