⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 428
🕐 Son Güncelleme: 13.10.2026 13:02
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Uluslararası Af Örgütü, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Türkiye’ye, çevre savunucularına yönelik hukuki baskıların durdurulması çağrısında bulundu.
- “Geleceğimizi Koruyorlar” adlı kampanya kapsamında; ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarını kullanan aktivistlerin üzerindeki kriminalizasyonun kaldırılması talep ediliyor.
- Örgüt, kömür projelerinden etkilenen toplulukların korunmasını ve iklim politikalarında hak savunucularının karar verici süreçlere dahil edilmesini şart koşuyor.
Uluslararası Af Örgütü, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, Türkiye’ye yönelik kritik bir rapor ve kampanya süreci başlattı. “Geleceğimizi Koruyorlar: Çevre Savunucuları Adil Geçişe Güç Sağlıyor” başlığıyla duyurulan kampanya, iklim değişikliği ile mücadele eden hak savunucularının karşı karşıya kaldığı zorluklara odaklanıyor.
Çevre Savunucularına Yönelik Baskılar Gündemde
Küresel ölçekte yürütülen kampanya, Brezilya’dan Avustralya’ya kadar pek çok ülkede çevre mücadelesi veren isimlerin yaşadığı taciz, gözetim ve şiddet vakalarına dikkat çekiyor. Türkiye özelinde ise kömür madenciliği ve termik santral projelerine karşı çıkan yerel toplulukların ve çevre aktivistlerinin, anayasal haklarını kullanmalarına rağmen kriminalize edildikleri vurgulanıyor. Örgüt, bu kişilere yönelik açılan davaların düşürülmesi ve mahkumiyet kararlarının gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
İklim krizi sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda insan hakları meselesidir. Türkiye’de iklim değişikliği mevsim sürelerini yeniden şekillendiriyor ve bu durum tarımdan sağlığa kadar pek çok alanda riskleri artırıyor. İklim krizinin etkileri ile mücadele edenlerin susturulması, toplumsal direnci zayıflatmaktadır.
Agnes Callamard: “COP31 Vaatlerin Ötesine Geçmeli”
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, COP31’in sadece bir bürokratik toplantı olmaması gerektiğini belirtti. Callamard, “Çevre savunucuları hepimizin ortak geleceğini koruyor. Hükümetler onları dinlemeli, korumalı ve iklimle ilgili kararlarda söz sahibi olmalarını sağlamalıdır. COP31, vaatlerden fazlasını ortaya koymalıdır. Bunun gerisinde kalmak, insan haklarını koruma ve iklim adaletini sağlama yönündeki ortak sorumluluğumuza ihanet etmek olur,” ifadelerini kullandı.
Örgütün Türkiye’ye yönelik talepleri arasında, kömürlü termik santrallerin yarattığı sağlık sorunlarına karşı yerel halkın korunması ve yaşam alanlarını savunanların tehdit edilmesinin önlenmesi yer alıyor. Bu süreçte, enerji sektöründeki iş birlikleri ve yatırımların, insan hakları standartlarına uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiği de hatırlatılıyor.
İklim Adaleti ve Toplumsal Sağlık
Çevre savunucularının maruz kaldığı baskılar, sadece aktivistleri değil, aynı zamanda sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olan tüm vatandaşları etkiliyor. Kömür projelerinin yarattığı kirlilik, yerel toplulukların sağlığını tehdit ederken, bu duruma itiraz edenlerin susturulması demokratik denetim mekanizmalarını da zayıflatıyor. Örgüt, COP31 öncesinde tüm paydaşları, çevre aktivistlerinin yanında durmaya ve sürdürülebilir bir gelecek için onları korumaya davet ediyor.
Benzer şekilde, toplumsal sağlığın korunması adına gıda güvenliği ve yaşam standartlarına yönelik hassasiyetler de ön planda tutulmalı; sağlıklı yaşam bilinci, iklim değişikliği ile mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir.



