Sağlık

DEÜ Hastanesi işçilerinden sendikal bürokrasiye karşı şeffaflık çağrısı

DEÜ Hastanesi sağlık işçisi Mahmut Yiğit, toplu iş sözleşmesi sürecinde sendikal bürokrasiye karşı şeffaf, demokratik ve işçi odaklı bir mücadele çağrısı yaptı.

OKUMA AYARLARI
DEÜ Hastanesi işçilerinden sendikal bürokrasiye karşı şeffaflık çağrısı
DEÜ Hastanesi işçilerinden sendikal bürokrasiye karşı şeffaflık çağrısı
📍 Konum: İzmir, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 416
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 15:27

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi’nde görevli sağlık işçisi Mahmut Yiğit, sendikal süreçlerde şeffaflık ve demokratik katılım vurgusu yaptı.
  • İşçi temsilcileri, sendikal bürokrasinin işçi haklarının önüne geçtiğini belirterek, toplu iş sözleşmesi sürecinde hesap verebilir bir yönetim talep ediyor.
  • Sendikal yapıların kişisel koltuk hesaplarından arındırılarak, doğrudan işçinin ortak çıkarlarını gözeten bir anlayışa evrilmesi gerektiği savunuluyor.

İzmir’de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi’nde görevli sağlık işçisi Mahmut Yiğit, sendikal faaliyetlerin yürütülme biçimine dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Toplu iş sözleşmesi (TİS) sürecinin kritik bir aşamaya girdiği günlerde Yiğit, sendikal bürokrasinin işçi haklarının önüne geçtiğini belirterek, demokratik bir mücadele hattının kurulması gerektiğini ifade etti.

Sendikalarda Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Vurgusu

Sendikaların gücünü yöneticilerden değil, üyelerinin ortak iradesinden aldığını hatırlatan Yiğit, sendikal yapının şeffaf ve hesap verebilir olması gerektiğinin altını çizdi. İşçilerin hak arayışının, sendika içi koltuk savaşlarına kurban edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yiğit, sendikal bürokrasi kavramının sendikayı asıl sahiplerinden, yani işçilerden uzaklaştırdığına dikkat çekti.

Yiğit, “Sendikacılık sadece haklarımızı korumak değil, aynı zamanda haksızlıklara karşı birlikte mücadele etmektir. Ancak yöneticiler, üyelerin iradesi yerine kendi makamlarını korumayı öncelik haline getirdiğinde, sendikal örgütlenme amacından sapmaktadır” ifadelerini kullandı. Bu süreçte sendikal örgütlenmelerin, medya dayanışma grupları tarafından da yakından takip edilen demokratik değerlerle yönetilmesi gerektiği belirtildi.

Toplu İş Sözleşmesi Sürecinde İşçinin Konumu

Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin, işçinin ekonomik geleceğini doğrudan etkileyen bir süreç olduğunu belirten Mahmut Yiğit, maliyetleri kısmak isteyen işveren karşısında işçilerin taleplerinin kararlılıkla savunulması gerektiğini ifade etti. Yiğit, işçilerin sadece zam oranlarına odaklanmadığını, aynı zamanda hayat pahalılığı karşısında alım gücünün korunması ve kazanılmış hakların güvence altına alınmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde yaşanan ekonomik gelişmeler, spot doğal gaz piyasasındaki fiyat dalgalanmaları gibi faktörler, işçilerin geçim şartlarını zorlaştırıyor. Bu bağlamda, sendikaların sadece söylemleriyle değil, somut icraatlarıyla da değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.

Demokratik Sendikal Yapı Şart

Sendikal bürokrasiyle mücadele etmenin sadece bir yöneticiyi değiştirip yerine başkasını getirmekten ibaret olmadığını savunan Yiğit, asıl meselenin zihniyet değişikliği olduğunu belirtti. “Yönetim değişse de anlayış değişmiyorsa sorun devam eder. İhtiyacımız olan, yöneticilerimizi denetleyebildiğimiz, söz ve karar hakkına sahip olduğumuz demokratik bir yapıdır” dedi.

Son dönemde Türkiye’de sendikal hareketlerin yanı sıra coğrafi veri izinleri yönetmeliği gibi yasal düzenlemeler de kamuoyunun gündemini meşgul ederken, işçiler kendi çalışma koşullarını iyileştirecek sendikal reformların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyor. Sendika içi görüş ayrılıklarının demokratik bir hak olduğunu ancak bu durumun işçinin hak arayışının önüne geçmemesi gerektiğini yineleyen Yiğit, tüm işçileri ortak iradeye sahip çıkmaya davet etti.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir