⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 419
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 21:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Filistin Dışişleri Bakanlığı, Batı Şeria’da sivil halka ve kutsal mekanlara saldıran silahlı Yahudi yerleşimci grupların Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmasını talep etti.
- Özellikle Mıhmas beldesindeki Sultan İbrahim Camisi ve Filistinlilere ait mülklerin ateşe verilmesi, çağrının temel gerekçesi olarak sunuldu.
- Filistin yönetimi, İsrail hükümetinin saldırganlara sağladığı korumanın cezasızlık kültürünü pekiştirdiğini belirterek uluslararası toplumdan bağlayıcı yaptırımlar istedi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik şiddeti tırmandıran silahlı Yahudi yerleşimci gruplara karşı uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e (BM) kritik bir çağrıda bulundu. Bakanlık tarafından yapılan resmi açıklamada, organize saldırılar düzenleyen bu grupların terör örgütü olarak tanınması ve hem saldırganlara hem de onları destekleyen mekanizmalara karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanması talep edildi.
Kutsal Mekanlar ve Sivil Mülkler Hedef Alındı
Söz konusu çağrının arka planında, Doğu Kudüs’ün kuzeydoğusunda yer alan Mıhmas beldesinde meydana gelen şiddet olayları yer alıyor. Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimcilerin, bölgedeki Sultan İbrahim Camisi‘ni, Filistinlilere ait konutları ve ekonomik geçim kaynağı olan zeytin ağaçlarını ateşe verdiği bildirildi. Saldırganların cami duvarlarına ırkçı ve tehdit içerikli sloganlar yazdığına dikkat çekilen açıklamada, bu eylemlerin yalnızca maddi bir yıkım değil, aynı zamanda İslam’ın kutsal değerlerine ve Filistin varlığına yönelik doğrudan bir saldırı olduğu vurgulandı.
Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani ve çevresel krizler gündemdeki yerini korurken, örneğin Nijer’deki petrol kuyusunda meydana gelen sızıntı gibi olaylar küresel dikkat çekerken, Batı Şeria’daki durumun sistematik bir şiddet sarmalına dönüştüğü belirtiliyor.
“Cezasızlık Politikası” ve Devlet Koruması
Filistin Dışişleri Bakanlığı, saldırıların tesadüfi olmadığını, aksine İsrail hükümetinin bu gruplara sağladığı koruma kalkanı nedeniyle cesaretlendirildiklerini savundu. Yapılan açıklamada, hükümetin saldırganları koruyarak onları mülklere ve kutsal mekanlara yönelik saldırılar konusunda teşvik ettiği, bu durumun ise bölgede bir cezasızlık politikası oluşturduğu ifade edildi. Uluslararası toplumun ve BM’nin hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirerek, Filistinlileri korumak adına pratik ve bağlayıcı adımlar atması gerektiği çağrısı yapıldı.
Hukuk ve adalet arayışlarının önem kazandığı bir dönemde, farklı coğrafyalarda yaşanan hak arama mücadeleleri ve beraat kararları gibi gelişmeler, adaletin tesisi adına kritik öneme sahipken; Filistin yönetimi, işgalin sona ermesinin ve yerleşimlerin tasfiye edilmesinin temel hakların güvencesi olduğunu hatırlattı.
Saldırılarda Korkutucu Artış
Filistin Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birlikleriyle Mücadele Heyeti tarafından paylaşılan veriler, durumun vahametini ortaya koyuyor. Verilere göre, 2023 yılının başından bu yana İsrail ordusu ve yerleşimci gruplar, Batı Şeria genelinde camilerin yakılması girişimleri de dahil olmak üzere toplam 23 büyük saldırı gerçekleştirdi. Filistinli yetkililer, bu eylemlerin Batı Şeria’nın resmi olarak ilhak edilmesine zemin hazırlama amacı taşıdığını ve BM kararlarıyla öngörülen bağımsız Filistin devleti ihtimalini ortadan kaldırmayı hedeflediğini savunuyor.



