⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 461
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 12:54
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da elektronik mühendisliği yapan Bedia Çakıroğlu Sarı, Çanakkale Gelibolu’daki 80 dönümlük aile arazisinde lavanta üretimine başladı.
- Bulgaristan’dan getirilen fidelerle kurulan tarladan elde edilen 50 kilogramlık ilk lavanta yağı hasadı Fransa’ya ihraç edildi.
- Üretim sürecinde Demirtepe köyünden 7 kadın istihdam edilerek bölge ekonomisine katma değerli katkı sağlandı.
İstanbul’daki kurumsal kariyerini memleketine taşıyan elektronik mühendisi Bedia Çakıroğlu Sarı, Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde kurduğu lavanta tarlasıyla uluslararası bir başarıya imza attı. Ailesinin geleneksel tarım tecrübesinden faydalanan Sarı, bölgedeki kuraklık ve kısıtlı su kaynaklarını avantaja çevirerek katma değeri yüksek tıbbi aromatik bitki üretimine yöneldi. 2019 yılında atılan adımların ardından elde edilen ilk hasat, dünya parfüm ve kozmetik sektörünün merkezi olan Fransa’ya satıldı.
Kurak Topraklardan Katma Değerli Üretime
Gelibolu ilçesinde uzun yıllardır buğday ve ayçiçeği tarımı yapan bir aileden gelen Sarı, geleneksel ürünlerin yerine bölgenin toprak yapısına ve az su tüketen bitki türlerine odaklandı. Bulgaristan’dan getirttiği “Lavandula angustifolia” türü fideleri 80 dönümlük araziye diken girişimci, kısa sürede verimli bir rekolteye ulaştı. İklim krizinin etkilediği tarım arazilerinde alternatif çözümler üretmenin şart olduğunu belirten Sarı, üretim modeliyle bölgedeki diğer çiftçilere de örnek olmayı hedefliyor. Küresel iklim değişiklikleri sebebiyle uzmanlar sıkça meteorolojiden Türkiye için iki aşamalı yağış uyarısı ve kuraklık analizleri yayınlarken, az su isteyen bitkilerin önemi giderek artıyor.
Fransa Pazarına İlk İhracat
Lavantayı sadece ham madde olarak satmak yerine katma değerli son tüketici ürününe dönüştürmek amacıyla “Gallibloom” markasını kuran kadın girişimci, elde ettiği esansiyel yağı yastık spreyi ve lavanta kesesi gibi çeşitli ürünlerde kullandı. İlk profesyonel hasadında elde ettiği 50 kilogramlık saf lavanta yağı ürününü Fransa’ya ihraç eden Sarı, kalitenin ve doğru tarım tekniklerinin karşılığını aldıklarını belirtti. Lavanta yağının kalitesinin hava şartlarına ve hasat zamanlamasına bağlı olduğunu aktaran üretici, butik ve kontrollü yetiştiricilik anlayışıyla pazardaki yerlerini sağlamlaştırdıklarını dile getirdi.
Kırsal kalkınmada tarımın yanı sıra çevre bilincinin de geliştirilmesi gerektiğini savunan Sarı’nın projesi, farklı şehirlerdeki yerel kalkınma modelleriyle benzerlik gösteriyor. Nitekim son dönemde Mersin’de çevre sorunları için Çevresin mobil uygulaması başlatıldı haberiyle gündeme gelen çevreci adımlar gibi, su tasarruflu tarım da ekosisteme büyük katkı sunuyor.
Kadın İstihdamıyla Büyüyen Kırsal Kalkınma
Üretim zincirinin her aşamasında yerel iş gücünü destekleyen girişimci, Gelibolu’ya bağlı Demirtepe köyünde ikamet eden 7 kadınla birlikte çalışıyor. Hasat sürecinden paketlemeye kadar tüm operasyonda kadınların emeğinin yer aldığını söyleyen Sarı, “Bölgeye bir katkımız olsun istiyoruz. Bu katma değerli ürünün ekonomik kazancı da yine bölgede kalsın” ifadelerini kullandı. Bölgesel istihdam projeleriyle desteklenen bu tür girişimler, köyden kente göçün önlenmesinde de stratejik bir rol oynuyor.
Öte yandan, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından kış mevsimi yaklaşırken ülke genelindeki iklim hareketlilikleri yakından izleniyor. Nitekim son günlerde yapılan Türkiye genelinde kar yağışı uyarısı: sıcaklıklar düşüyor duyuruları da çiftçilerin yeni sezon planlamalarında kritik önem taşıyor.



