⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 439
🕐 Son Güncelleme: 14.10.2026 13:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’de yaşayan bir kişi, kendisini rahatsız eden akrabası hakkında “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlamasıyla şikayetçi oldu.
- Yerel mahkemenin verdiği hapis cezası istinaf tarafından bozulsa da Yargıtay, ısrarlı mesajların suç teşkil ettiğine hükmederek kararı sanık aleyhine çevirdi.
- Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi, uyarıya rağmen devam eden mesaj trafiğini suçun unsuru olarak kabul ederek 2 ay 15 günlük hapis cezasını onayladı.
İzmir’de yaşanan hukuki süreç, dijital iletişimde sınırların aşılması durumunda karşılaşılabilecek yaptırımları bir kez daha gözler önüne serdi. Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi, akrabasına aynı gün içerisinde 45 mesaj gönderen bir sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını onadı. Bu karar, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan taciz boyutundaki iletişimler için emsal niteliği taşıyor.
Olayın Gelişimi ve Yargı Süreci
Olay, İzmir’de bir vatandaşın, rehberinde kayıtlı olmayan bir numaradan gelen mesajlar üzerine şikayetçi olmasıyla başladı. Şikayetçi, mesajların bir akrabasına ait olduğunu öğrendikten sonra, kendisiyle iletişime geçilmesini istemediğini açıkça ifade etti. Ancak bu uyarıya rağmen sanık, aynı gün içerisinde toplamda 45 mesaj daha göndererek iletişimi sürdürdü. Konu yargıya taşındığında, İzmir 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi sanığı ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı.
Süreç, sanığın karara itiraz etmesiyle istinaf aşamasına geçti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın mesajlaşmanın sonunda “Rahatsız olduysan bir daha atmam” ifadesini kullanmasını ve mesajların tek bir güne sığmasını gerekçe göstererek beraat kararı verdi. Ancak dosyanın taşındığı Yargıtay, bu görüşe katılmadı.
Yargıtay’ın “Israr” Vurgusu
Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi, yaptığı incelemede şikayetçinin açıkça rahatsız olduğunu belirtmesine rağmen sanığın ısrarlı tutumunu devam ettirdiğine dikkat çekti. Yargıtay, mesajların sayısının ve gönderilme biçiminin, karşı tarafın huzur ve sükununu bozma kastı taşıdığını belirterek, beraat kararını bozdu. Bu karar, dijital dünyada “ısrarlı takip” kavramının hukuki karşılığını güçlendirdi.
Günümüzde dijitalleşen yaşam tarzımızla birlikte, kişisel sınırların korunması giderek daha önemli bir hale geliyor. Özellikle ev ve araba alım satımlarında “güvenli kapora” tuzağına dikkat edilmesi gerektiği gibi, kişisel iletişimde de etik ve hukuki kurallara uyulması büyük önem taşıyor. Öte yandan, toplumun farklı kesimlerinde yaşanan benzer hukuki problemler, Tupac Shakur cinayeti davasında eski çete liderine 40 yıl hapis cezası verilmesi gibi uluslararası örneklerle de zaman zaman gündeme geliyor.
Hukuki Sorumluluklar ve Dijital Etik
Hukukçular, sosyal medya veya mesajlaşma platformları üzerinden kişilere yönelik gönderilen mesajların “ısrarlı” bir boyuta ulaşması halinde, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca hapis cezası ile karşılaşılabileceğini hatırlatıyor. Yargıtay’ın bu kararı, “bir kez mesaj attım” veya “hatır sormak istedim” gibi savunmaların, karşı tarafın açık rızası olmadığı durumlarda hukuki bir koruma sağlamayacağını gösteriyor.
Sonuç olarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası sanığa 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. Sanık avukatları kararı temyiz etmeye devam etse de, yargı organları dijital tacize karşı tavizsiz bir tutum sergiliyor.



