⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 397
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 14:40
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir Çeşme İnönü Mahallesi’nde yapılması planlanan Castello Fontana projesine ilişkin açılan davada bilirkişi heyeti raporunu sundu.
- Bilirkişi heyeti, imar planlarının şehircilik ilkelerine, koruma mevzuatına ve kamu yararına uygun olmadığına hükmetti.
- Projenin turizm yatırımı değil gayrimenkul rantı odaklı olduğu ve çevresel riskler taşıdığı raporla vurgulandı.
İzmir’in Çeşme ilçesinde, İnönü Mahallesi sınırları içerisinde yaklaşık 440 bin metrekarelik devasa bir alanı kapsayan Castello Fontana projesi, yargı sürecinde kritik bir virajdan geçiyor. Projenin zeminini oluşturan koruma amaçlı imar planlarına karşı TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İzmir Şubesi tarafından açılan iptal davasında, bağımsız bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu.
Bilirkişi Heyetinden “Kamu Yararı Yok” Kararı
Mahkeme tarafından görevlendirilen bağımsız bilirkişi heyeti, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 10 Aralık 2024 tarihinde onayladığı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nı mercek altına aldı. Yapılan incelemeler sonucunda, söz konusu planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, koruma mevzuatına ve en önemlisi kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varıldı. Bu rapor, bölgedeki yapılaşma baskısına karşı verilen hukuk mücadelesinde önemli bir dayanak oluşturdu.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çeşme Kent Konseyi ve Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Dr. Ahmet Güler, projenin başından beri iddia edilen “turizm yatırımı” söyleminin gerçekçi olmadığını savundu. Güler, “Otel ruhsatı adı altında 769 bağımsız birimin konut ve villa olarak pazarlanması, projenin bir turizm tesisi değil, bir gayrimenkul rantı projesi olduğunu kanıtlıyor” ifadelerini kullandı.
Çevresel Riskler ve Altyapı Yetersizliği
Projenin bölgedeki yeraltı su kaynakları ve deniz ekosistemi üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Güler, altyapı eksikliğine dikkat çekti. Çeşme’de söz konusu nüfus yoğunluğunu kaldıracak bir arıtma kapasitesinin bulunmadığını ifade eden Güler, projenin kendi dosyasında dahi atık suyun foseptiklerle bertaraf edileceğinin belirtildiğini aktardı. Bu durumun tarım alanlarını ve yeraltı sularını kirletme riski taşıdığı belirtiliyor. Benzer şekilde, altyapı yönetimi ve çevresel tedbirlerin önemi, günümüzde kentleşme projelerinde hayati bir konu haline gelmiştir.
Öte yandan, Türkiye genelinde büyük ölçekli yatırımların çevresel etkileri ve ekonomik verimlilikleri tartışılmaya devam ediyor. Örneğin, ülkemizin ihracat rakamları gibi ekonomik göstergeler, kaynakların doğru alanlarda kullanılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. ÇEŞÇEP başkanı, bölge için rezidans projeleri yerine tarımsal üretim ve sürdürülebilir termal turizme öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Hukuki sürecin takipçisi olacaklarını belirten dernek yönetimi, ÇED dosyasındaki şeffaflık eksikliklerini de yakından izlediklerini ifade etti. Kamuoyunun vicdanını yaralayan bu tür projelerin denetlenmesi, doğal mirasın korunması adına büyük önem taşıyor.



