⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 428
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 14:27
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Denize kıyısı bulunmayan 32 gelişmekte olan ülkede, nüfusun %57’si sağlıklı beslenme ihtiyacını karşılayamıyor.
- Lojistik engeller nedeniyle bu ülkelerde ithalat maliyetleri, kıyı ülkelerine kıyasla %75 daha yüksek seyrediyor.
- İklim değişikliği, nüfus artışı ve kritik ticaret yollarındaki kesintiler gıda arzını küresel ölçekte tehdit ediyor.
Dünyanın denize kıyısı olmayan 32 gelişmekte olan ülkesinde yaşayan yaklaşık 600 milyon insan, gıda güvenliği ve yüksek ithalat maliyetleri nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıya. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından paylaşılan veriler, coğrafi konumun gıda arzı üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Bu ülkelerde yaşayanların yüzde 57’si sağlıklı beslenme standartlarını karşılayamazken, her altı kişiden biri açlık tehlikesiyle yaşıyor.
Lojistik Maliyetler Gıda Fiyatlarını Tetikliyor
Denize erişimi olmayan ülkeler, gıda ürünlerini uluslararası pazarlara taşımak veya dışarıdan tedarik etmek için komşu devletlerin ulaşım hatlarına bağımlı kalıyor. Bu bağımlılık, çiftçiler ve tüketiciler için ek maliyetler doğuruyor. BM’nin 2025 yılına dair çalışmaları, bu dezavantajın ekonomik boyutunu rakamlarla kanıtlıyor. Denize kıyısı olmayan gelişmekte olan ülkelerde, ton başına ithal ürün lojistik maliyeti, geçiş konumundaki kıyı ülkelerine kıyasla yüzde 75 daha yüksek seyrediyor. İhracat tarafında ise bu fark yüzde 63 düzeyinde gerçekleşiyor.
Gıda fiyatlarındaki bu istikrarsızlık, küresel ölçekte benzer etkiler yaratıyor. Örneğin, Almanya’da patates fiyatlarında rekor artış yaşanması, gıda arz zincirindeki en ufak bir aksamanın tüketiciye nasıl yansıdığını gösteren kritik bir örnek niteliğinde. Kara ülkelerinde ise akaryakıt maliyetleri, sınır geçiş ücretleri ve uzun mesafeli taşımacılık, gıda enflasyonunu doğrudan besliyor.
İklim Değişikliği ve Ticaret Yollarındaki Riskler
FAO ile Özbekistan Tarım Bakanlığı iş birliğiyle Taşkent’te düzenlenen Küresel Gıda Güvenliği Teknik Forumu, konunun sadece coğrafi değil, çevresel boyutlarını da ele aldı. FAO Başekonomisti Máximo Torero, iklim değişikliğinin ve hızlı nüfus artışının gıda üretimi üzerinde uzun vadeli baskılar oluşturduğunu belirtti. Özellikle Karadeniz ve Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki olası kesintiler ile Panama Kanalı’ndaki kuraklık kaynaklı kısıtlamalar, uluslararası tarım ticaretini doğrudan tehdit ediyor.
Lojistik süreçlerdeki bu tür aksamalar, küresel sevkiyat hatlarının güvenliğini ve hızını etkileyerek maliyetleri daha da yukarı çekiyor. Tarım ihracatçıları için gecikmeler, taze meyve ve sebzelerin alıcıya ulaşmadan bozulmasına yol açarak hem çiftçinin gelirini düşürüyor hem de tedarik zinciri boyunca ciddi kayıplara neden oluyor.
Özbekistan Modeli: Coğrafi Kısıtlara Rağmen Başarı
Dünyada Lihtenştayn ile birlikte “çift kara ile çevrili” (double landlocked) tek iki ülkeden biri olan Özbekistan, bu zorluklara karşı dirençli bir model sunuyor. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün ülkenin GSYH’sinin yaklaşık yüzde 19’unu oluşturduğu Özbekistan, coğrafi kısıtlamalarına rağmen gıda güvenliğini artırmayı başardı. FAO verilerine göre, Özbekistan’da yetersiz beslenme oranı son on yıldır yüzde 3’ün altında seyrederek, 2000 yılında yüzde 20 olan seviyelerden dramatik bir düşüş gösterdi.



