⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 344
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 17:47
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak ve sel felaketi nedeniyle iki kişi hayatını kaybetti, ev ve iş yerleri su altında kaldı.
- İstanbul Tabip Odası, afetlerin yalnızca doğa olaylarıyla açıklanamayacağını, kent planlaması ve altyapı eksikliklerinin süreci tetiklediğini vurguladı.
- Oda yönetimi, barınma, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimin temel bir hak olduğunu belirterek kamusal altyapı yatırımlarının artırılması çağrısında bulundu.
İstanbul genelinde etkisini gösteren aşırı yağışlar, hayatı felç ederken kentsel altyapı sorunlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Ülke genelinde benzer iklim olayları yaşanırken, örneğin Zonguldak’ta sağanak yağış sebebiyle 94 ihbara müdahale edildi haberlerinde de görüldüğü üzere, aşırı hava olayları Türkiye’nin dört bir yanında idari ve altyapısal kapasiteyi zorlamaktadır. İstanbul’daki son sel felaketinde ise can kayıpları yaşanması, durumun vahametini artırdı.
Yaşanan felaketin ardından yazılı bir açıklama yürüten İstanbul Tabip Odası, sağanak ve selin yol açtığı kayıplara dikkat çekti. Açıklamada, sel nedeniyle iki yurttaşın yaşamını yitirdiği, çok sayıda ev ve iş yerinin su baskınlarına maruz kaldığı hatırlatıldı. Ayrıca hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinde de (ASM) sağlık hizmetlerinin ciddi biçimde aksadığı ifade edildi.
Afetler Toplumsal Eşitsizlikleri Derinleştiriyor
Afetlerin yalnızca meteorolojik olaylar olarak indirgenemeyeceğini belirten yetkililer, yağışların afete dönüşmesinde kent planlaması, yetersiz altyapı yatırımları ve kamusal hizmetlerin yetersiz örgütlenmesinin belirleyici olduğunu kaydetti. Toplum sağlığı üzerindeki risklerin su baskınlarıyla sınırlı kalmadığı; kirlenmiş su ve gıdalar, enfeksiyon riskleri, elektrik çarpmaları ve barınma krizlerinin uzun süre devam edebileceği uyarısında bulunuldu.
Benzer şekilde, yakın zamanda Sakarya’da şiddetli yağış nedeniyle eğitime bir gün ara verildi kararı alınması da meteorolojik krizlerin günlük yaşamı ne denli derinden etkilediğini ortaya koymaktadır. Uzmanlar, çocukların, yaşlıların, engellilerin ve yoksulların bu tür krizlerden çok daha ağır etkilendiğini, toplumsal eşitsizliklerin afetlerin sağlık faturasını kabarttığını belirtiyor.
Kentin Kaynakları Toplum İçin Kullanılmalı
Barınma, ulaşım, temiz su ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişimin birer lütuf değil, en temel insan hakları olduğunun altı çizilen açıklamada, afet hazırlıklarının yalnızca kriz anındaki müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Bilimsel temelli kent planlaması, güvenli sağlık kuruluşları ve dirençli altyapı ağlarının oluşturulması gerektiği ifade edilerek şu net mesaj verildi:
“Sağlık, barınma ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı birbirinden ayrı düşünülemez. Kentin kaynakları rant için değil, toplum için kullanılmalıdır.”



