⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 378
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 12:09
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak yağışlar, bazı ilçelerde metrekareye 242 kilograma kadar ulaşarak ciddi su baskınlarına neden oldu.
- Sayıştay raporları, kentteki 76 imar planının 55’inde sel taşkını riskine yönelik gerekli görüşlerin alınmadığını gözler önüne serdi.
- Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle artan yağış şiddeti karşısında betonlaşan şehir dokusunun ve denetimsiz yapılaşmanın felaket riskini artırdığı konusunda uyarıyor.
İstanbul, geçtiğimiz günlerde tarihinin en yoğun yağışlı dönemlerinden birini yaşadı. Beykoz, Eyüpsultan ve Sarıyer gibi ilçelerde metrekareye düşen yağış miktarı 200 kilogram seviyelerini aşarken, şehrin diğer bölgelerinde bu değerlerin çok daha düşük kalması, yağışın yerel ama oldukça yıkıcı bir karakterde olduğunu gösterdi. Yaşanan bu doğa olayı, sadece meteorolojik verileri değil, İstanbul’un yıllardır süregelen imar ve kentleşme politikalarını da tartışmaya açtı.
İmar Planlarında Sel Riski İhmali
Sayıştay tarafından hazırlanan güncel veriler, şehirdeki altyapı ve planlama sorunlarının boyutunu gözler önüne seriyor. Rapora göre, incelenen 76 farklı imar planının 55’inde sel taşkını riskiyle ilgili gerekli kurum görüşlerinin alınmadığı tespit edildi. Bu durum, dere yataklarının çevresine veya riskli bölgelere yapılan yapılaşmaların, aşırı yağışlarda neden afet riski oluşturduğunu açıklar nitelikte. Özellikle Şile’de sağanak yağış sonrası Koca Deresi taştı haberinde görüldüğü üzere, doğal su yollarının betonlaşması felaketin boyutunu büyütüyor.
İklim Değişikliği ve Şehirlerin Dayanıklılığı
Bilim dünyası, atmosferin ısınmasıyla birlikte hava olaylarının şiddetinin arttığı konusunda hemfikir. Hava sıcaklığındaki her bir derecelik artış, atmosferin su buharı tutma kapasitesini yaklaşık yüzde 7 oranında artırıyor. Bu durum, geçmişte “normal” kabul edilen yağışların artık “olağanüstü” sellere dönüşmesine zemin hazırlıyor. Ancak gelişmiş ülkelerdeki örnekler, felaketin boyutunun sadece yağış miktarıyla değil, şehirlerin bu yağışa ne kadar dirençli olduğuyla belirlendiğini gösteriyor.
Öte yandan, yaşanan afetler sonrasında sosyal yaşam ve kamu hizmetleri de aksıyor. Vatandaşlar olumsuz hava koşullarında aile sağlığı merkezleri çalışıyor mu sorusuna yanıt ararken, devlet kurumları da yaraları sarmak için harekete geçiyor. Bakan Göktaş: Selden etkilenen ailelere acil destek sağlanacak açıklaması, afet sonrası süreçte sosyal devletin önemini bir kez daha hatırlattı.
Altyapı ve Denetim Eksikliği
İstanbul’un sadece meteorolojik tahminlere değil, çok daha kapsamlı bir kentsel direnç planına ihtiyacı olduğu aşikâr. Toprağın betonla kaplanması, yeşil alanların azalması ve dere yataklarının imara açılması, yağmur suyunun sızabileceği doğal alanları yok ediyor. Uzmanlar, afet yönetimi ve şehir planlamasının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ve denetim süreçlerinin sıkılaştırılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor.


