⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 478
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 18:19
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kolombiya’da sendikalar, öğrenciler ve yerli topluluklar, Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella hükümetinin politikalarını protesto etmek için “Ulusal Grev” adı altında sokaklara döküldü.
- Başkent Bogotá başta olmak üzere ülkenin pek çok büyük şehrinde düzenlenen barışçıl eylemlerde, bütçe kesintileri ve Sosyal Protesto Kararnamesi eleştirildi.
- Önceki Cumhurbaşkanı Gustavo Petro da eylemcilere destek verirken, hükümetin protesto hakkını kısıtlamaya çalıştığı iddiaları muhalefet tarafından sert bir dille eleştirildi.
Kolombiya‘da sendikalar, öğrenciler, öğretmenler ve yerli toplulukların katılımıyla düzenlenen geniş çaplı “Ulusal Grev” yürüyüşlerinde, hükümetin ekonomi, eğitim ve sosyal haklar alanındaki politikaları protesto edildi. Ülke genelinde tansiyonu artıran gelişmeler, uluslararası kamuoyunun da dikkatini çekti.
ABD ve İsrail yönetimleriyle yakın ilişki kuran Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella hükümetine karşı binlerce kişi sokaklara çıktı. 7 Ağustos’ta göreve başlayan yönetime karşı düzenlenen ilk kapsamlı protesto kapsamında başkent Bogotá’nın yanı sıra Medellín, Cali, Manizales, Bucaramanga, Barranquilla ve Cucuta’da kalabalık yürüyüşler gerçekleştirildi.
“Ulusal Grev” Altında Birleşen Talepler
“Ulusal Grev” adı verilen gösterilere sendika konfederasyonları, sol eğilimli koalisyonlar, yerli topluluklar, öğretmenler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları aktif olarak katıldı. Göstericiler; çalışma hayatı, eğitim reformları, ekonomi, sosyal haklar ve toprak bütünlüğüne ilişkin acil taleplerini dile getirdi.
Hükümetin bütçe kesintileri, kürtajın kısıtlanmasına yönelik girişimleri, yerli örgütlerin haklarının tanınmaması ve tartışmalara yol açan Sosyal Protesto Kararnamesi, protestoların odağındaki ana konular oldu. İşçi haklarını savunan pankartlar taşıyan kalabalıklar, Kolombiya bayraklarının yanı sıra Filistin bayrakları açarak “Özgür Filistin” sloganları attı. Dünya genelinde yaşanan toplumsal olaylar ve benzer hükümet karşıtı hareketler, daha önce Arnavutluk’ta Hükümet Karşıtı Protestolar Üçüncü Gününde haberinde de görüldüğü üzere halkın hak arama müvadelelerinde ortak bir dil oluşturuyor. Yoğun güvenlik önlemlerine rağmen eylemlerde herhangi bir şiddet olayının yaşanmaması ise teselli kaynağı oldu.
Eski Cumhurbaşkanı Petro’dan Eylemcilere Destek
Önceki Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, başkent Bogotá’daki tarihi Bolivar Meydanı’nda toplanan eylemcilere bizzat katılarak destek verdi. Mevcut lider De la Espriella’yı protesto hakkını engellemeye çalışmakla suçlayan Petro, alanda yaptığı konuşmada, “Halk pes etmez, bunu anla. Zorbalığa işte böyle karşılık verilir. Onurla, yeniden kazanma arzusuyla, korkusuzca. Hayat bizim yoldaşımızdır, ölüm değil. İnsanlar teslim olmayacak” ifadelerini kullandı.
Protesto Hakkı ve Kararname Tartışmaları
Yürüyüşlerin zamanlaması, Cumhurbaşkanı De la Espriella’nın imzaladığı ve gösteri hakkını kısıtlayabileceği gerekçesiyle yoğun eleştiriler alan Sosyal Protesto Kararnamesi’nin ardından gerçekleşti. Kararname her ne kadar yetkililerin göstericilerle öncelikle diyalog kurmasını öngörse de, muhalefet bu adımı bir sindirme politikası olarak değerlendiriyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde De la Espriella’ya az farkla kaybeden muhalefet temsilcisi Ivan Cepeda, kararnameyle halkın sindirilmek istendiğini savundu. Cepeda, vatandaşların kolluk kuvvetlerinin keyfi müdahalelerine maruz kalma korkusuyla demokratik haklarını kullanmaktan vazgeçirilmeye çalışıldığını vurgulayarak duruma tepki gösterdi. Küresel ölçekte yaşanan hak ihlalleri ve krizler, kimi zaman Gazze’de Bombalanan Binada Ailesini Kaybeden Meryem Kurtarıldı gibi trajik insanlık dramlarıyla gündeme gelirken, sokaktaki sesler de bu evrensel adalet arayışının bir parçasını oluşturuyor.
Cumhurbaşkanı De la Espriella ise 12 Ekim’de yaptığı açıklamada, barışçıl protestoların anayasal güvence altında olduğunu yinelemişti. Ancak bu hakkın diğer vatandaşların özgürlüklerine ve kamu düzenine zarar vermemesi gerektiğinin altını çizmişti.



