⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 471
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 13:13
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir’in Menemen ilçesi Doğaköy’de planlanan 6 etaplık TOKİ konut projesine karşı açılan davada yürütmeyi durdurma kararı alındı.
- TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ve İzmir Barosu, bilirkişi raporunda deprem ve taşkın riskine dikkat çekilerek inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulmasını talep etti.
- Kurumlar, yargı süreci tamamlanmadan ve alt ölçekli imar planları bitmeden sahada hafriyat çalışması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Doğaköy’de hayata geçirilmesi planlanan 6 etaplık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) projesi, çevre örgütleri ve meslek odalarının tepkisini çekmeye devam ediyor. Bölgede yaşayan 47 köylünün açtığı dava sonucunda alınan “Yürütmeyi durdurma” kararının ardından, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu ve İzmir Barosu öncülüğünde ortak bir basın açıklaması ve bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Doğaköy’de bir araya gelen TMMOB İKK, İzmir Barosu, Menemen Çevre Dayanışma Grubu, Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu ile Eğitim-Sen Menemen Temsilciliği, köylülerle birlikte sürecin detaylarını masaya yatırdı. Yapılan ortak açıklamada, bilirkişi raporunun antik kent, deprem ve taşkın risklerinin yanı sıra bölgedeki hassas doğal yaşam alanlarına dair çok sayıda kritik tespiti barındırdığına dikkat çekildi.
“Yargı Süreci Beklenmeden İnşaata Başlandı”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı TOKİ tarafından yürütülen projenin “ÇED Olumlu” kararına karşı başlatılan hukuki sürece değinen TMMOB İKK Sözcüsü Necmi Varlık, yargı kararları beklenmeden sahada çalışmalara başlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Varlık, hiçbir alt ölçekli imar planı ve yasal kurum izni tamamlanmadan alan içerisinde hafriyat ve inşaat faaliyetlerinin fiilen başlatılmasının hukuki temelden yoksun olduğunu ifade etti.
Ülke genelindeki çevre ve altyapı tartışmaları sürerken, uzmanlar zaman zaman farklı alanlardaki ekolojik tehditlere dikkat çekiyor. Örneğin, geçtiğimiz günlerde yaşanan Türkiye’nin Üç Büyük Kentinde Sağanak Sonrası Deniz Rengi Değişti başlıklı gelişme, iklim krizinin ve ekolojik dengenin ne kadar hassas bir noktada olduğunu bir kez daha gözler önüne sermişti. Benzer şekilde, Menemen Doğaköy’deki projenin de bölgenin su havzaları ve tarım arazileri üzerinde kalıcı tahribat yaratabileceği belirtiliyor.
“Karar Eksiksiz Uygulanmalı ve Tahribat Giderilmeli”
Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararının yöre halkının kararlı ve ısrarlı mücadelesinin bir sonucu olduğunun altını çizen Necmi Varlık, bu durumun önemli bir hukuki kazanım olduğunu ancak tek başına yeterli kalmadığını dile getirdi. Varlık, kararın eksiksiz bir şekilde uygulanması, alandaki tüm hafriyat ile inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması ve bugüne kadar meydana gelen tahribatın giderilmesi için ilgili tüm kamu kurumlarını göreve çağırdı.
Öte yandan, bilim insanları ve meslek örgütleri sadece yerel projelerde değil, küresel ölçekteki çevre politikalarında da hukukun üstünlüğüne ve bilimsel verilere dayalı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Son dönemde dünyada hayata geçirilen Çin’de karbondioksitle çalışan ilk enerji depolama santrali devreye girdi gibi teknolojik ve çevreci projeler, doğayla uyumlu kalkınma modellerinin önemini kanıtlar nitelikte değerlendiriliyor.
Bilirkişi Raporuna Müdahale Uyarısı
Yargı süreci devam ederken sosyal medya üzerinden yürütülen spekülatif paylaşımlara da değinen TMMOB temsilcileri, bu tür açıklamaların bilimsel ve teknik esaslar çerçevesinde rapor hazırlamakla yükümlü bilirkişi heyeti üzerinde baskı oluşturma riski taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bilirkişilik kurumunun bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürecek her türlü müdahalenin karşısında durulacağı yinelendi.



