⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 412
🕐 Son Güncelleme: 15.10.2026 23:43
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Turkey Innovation Week 2026’nın ilk gününde, beyin göçü ve küresel yetenek ağlarını konu alan kapsamlı bir panel gerçekleştirildi.
- Uzmanlar, beyin göçünü bir kayıp olarak görmekten ziyade, küresel bilgi paylaşımını sağlayan bir “köprü” olarak tanımladı.
- Nitelikli iş gücünün ülkede tutulması için sadece ekonomik değil, etki yaratma ve inşa etme motivasyonunun da sağlanması gerektiği vurgulandı.
Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon vizyonuna yön veren etkinliklerden biri olan Turkey Innovation Week 2026, düzenlenen görkemli açılışın ardından ilk gününü tamamladı. Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen ve küresel iletişim süreçlerinde önemli bir rol oynayan organizasyonun ilk gün programında, günümüzün en kritik meselelerinden biri olan insan kaynağı yönetimi masaya yatırıldı.
Beyin Göçü Değil, Küresel Bilgi Köprüsü
Etkinliğin en dikkat çekici oturumlarından biri, moderatörlüğünü Korn Ferry Türkiye, Orta Asya Başkanı ve Bölge Genel Müdürü Ozan Bayülgen‘in üstlendiği “The Brain Exporters: Beyin Göçünden Küresel Yetenek Ağlarına” başlıklı panel oldu. Panelde konuşan kariyer danışmanı ve dijital göçebe Furkan Kumkaya, beyin göçü kavramına ezber bozan bir perspektif getirdi. Kumkaya, kendisini bir beyin göçü mağduru olarak değil, Türkiye ile dünya arasında bir bilgi köprüsü olarak gördüğünü ifade etti.
Yurt dışında edindiği deneyimleri Türkiye’deki ekosisteme aktarmanın önemine değinen Kumkaya, “Yurt dışına çıktığımda pek çok şey öğreniyorum ve şimdi bunları insanlarımla paylaşıyorum. Bu süreç bir küçülme değil, aksine bir şeyler inşa etmek ve büyümek anlamına geliyor” dedi. Küresel yetenek yönetimi, tıpkı uluslararası başarı hikayeleri gibi stratejik bir vizyon ve bilgi transferi gerektiriyor.
Nitelikli İş Gücünü Elde Tutma Stratejileri
Panelin bir diğer önemli konuşmacısı olan BRIDGE IN Büyüme Yöneticisi Elisa Tarzia, beyin göçü ve beyin kazanımı kavramlarının artık güncelliğini yitirdiğini belirtti. Tarzia’ya göre, sadece nitelikli çalışanları ülkeye çekmek yeterli değil; asıl mesele bu kişilerin ülkede kalmasını ve katma değer üretmesini sağlayacak ekosistemi kurmaktır.
Politikaların öngörülebilirliği artırdığını ancak asıl motivasyonun “etki yaratma” duygusu olduğunu vurgulayan Tarzia, “Ülkenin insanların yalnızca geçip gittiği bir yer değil, gerçekten bir şeyler inşa etmek istedikleri bir yer olmasını sağlamalısınız” değerlendirmesinde bulundu. Uzaktan çalışma modellerinin sürdürülebilirliği ve çalışan bağlılığı, büyük şehirlerdeki yaşam koşulları ve teknolojik altyapı ile doğrudan ilişkilidir.
Uzaktan Çalışmada İnsan Odaklı Yaklaşım
RoRemote Kurucusu Rowena Hennigan ise çalışma modellerindeki dönüşüme dikkat çekti. Hennigan, Kovid-19 dönemindeki zorunlu evden çalışma uygulamalarının “tepkisel” bir süreç olduğunu, ancak geleceğin “proaktif” bir uzaktan çalışma stratejisi üzerine kurulması gerektiğini belirtti. Teknolojinin bir araç olduğunu hatırlatan Hennigan, modern çalışma dünyasında başarının anahtarının insan odaklı yaklaşım olduğunu sözlerine ekledi.
Turkey Innovation Week 2026, önümüzdeki günlerde de inovasyon, teknoloji ve gelecek stratejilerine dair önemli oturumlarla devam edecek.



