⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 489
🕐 Son Güncelleme: 16.10.2026 13:51
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir Bakırçay Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Taş, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 2000-2025 yılları arasındaki siyasi söylemlerini uluslararası bir dergide inceledi.
- Çalışmada, Bahçeli’nin sıkça dile getirdiği “Önce ülkem ve milletim” ilkesinin ilk kez 2000 yılında ortaya konulduğu ve dönemsel bir taktik olmadığı vurgulandı.
- Makale, 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2016 darbe girişimi gibi kritik dönemeçlerde bu ilkenin karar alıcı temel pusula olduğunu ortaya koydu.
İzmir Bakırçay Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Prof. Dr. Ali Taş’ın kaleme aldığı akademik bir çalışma, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin çeyrek asırlık siyasi geçmişini uluslararası bir platforma taşıdı. ‘İlkesel tutarlılık mı, fırsatçı dönüşüm mü? Devlet Bahçeli siyasetinde hegemonik eklemlenme ve siyasal söylem, 2000-2025’ başlıklı makale, uluslararası hakemli dergi Journal of Political Ideologies‘de yayımlandı.
Araştırma kapsamında, MHP’nin resmi arşivinde yer alan 2000-2025 dönemine ait TBMM grup toplantısı konuşmalarının tamamı, basın toplantıları ve resmi açıklamalar titizlikle tarandı. Akademik inceleme, Türkiye siyasetinin son yirmi beş yıllık dönüşümünü ve bu süreçte milliyetçi söylemin izlediği stratejik rotayı aydınlatmayı amaçlıyor. Benzer şekilde, Türkiye genelindeki toplumsal ve ekonomik gelişmeler de dönemsel olarak pek çok araştırmaya konu olmaya devam ediyor; nitekim uzmanlar yakın dönemde TCMB Ekim Ayı Piyasa Katılımcıları Anketi Yayımlandı gelişmeleriyle ekonomik göstergeleri de yakından takip ediyor.
‘Önce Ülkem’ İlkesi 2000 Yılında Ortaya Konuldu
Çalışmanın odak noktasını, Bahçeli’nin siyasi kariyeri boyunca sıklıkla vurguladığı “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” düsturu oluşturdu. Yapılan detaylı arşiv taramasına göre, bu ilke ilk kez 19 Haziran 2000 tarihinde, Bahçeli’nin DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde partinin temel felsefesi olarak kamuoyuna ilan edildi. Bu durum, söz konusu sloganın 2016 sonrasındaki ittifak süreçlerini meşrulaştırmak amacıyla sonradan üretildiği yönündeki iddiaları ampirik verilerle çürüttü.
Prof. Dr. Ali Taş çalışmasında, bu ilkenin sadece bir siyasi slogan olmadığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu ilke, ittifaktan 16 yıl önce de vardı ve o günden bu yana Bahçeli’nin en zor kararlarında yol gösterici oldu. Bu ilkeye gündelik politika konuşmalarında değil, Türkiye’nin ve partinin önemli bir yol ayrımına geldiği anlarda başvuruyor. Bu söz bir alışkanlık ya da süslü bir kapanış cümlesi değil. Bahçeli onu, partisi için bedeli olan kararlar alacağı anlarda kullanıyor.”
2007 Seçimleri ve 15 Temmuz Dönüm Noktası
Makalede, Bahçeli’nin ilkesel tutarlılığını gösteren en somut örneklerden birinin 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçim süreçleri olduğu ifade edildi. CHP öncülüğündeki boykot nedeniyle Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçiminin engellendiği ve erken seçimin ardından 71 milletvekiliyle Meclis’e dönen MHP’nin, tabanının bir kısmından gelen itirazlara rağmen boykota katılmayarak seçimin önünü açtığı hatırlatıldı.
Araştırmada ayrıca, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin de siyasi çizgideki kırılma noktalarından biri olarak ele alındığına dikkat çekildi. Bahçeli’nin 29 Ağustos 2016 tarihindeki “Görüşlerimiz ayrı da olsa hükümet Türkiye Cumhuriyeti’nindir ve desteğimiz sürecektir” açıklaması, devletin sürekliliğini parti çıkarlarının önünde tutan bir yaklaşım olarak değerlendirildi. Tıpkı ulusal siyasetteki bu kritik dönemeçler gibi, bölgesel ve uluslararası arenadaki gelişmeler de dikkatle izleniyor; örneğin uzmanlar dış politika ve güvenlik başlıklarında Volodimir Zelenskiy Brüksel Zirvesi’nde Askeri Yardım Talep Etti gibi küresel gündem maddelerini yakından takip ediyor.



