Gündem

Kulp’taki Maden Projesi İçin Verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı Mecliste

Diyarbakır'ın Kulp ilçesindeki maden projesine verilen ÇED gerekli değildir kararı Meclis'e taşındı. Bilirkişi raporu su ve heyelan riskine dikkat çekti.

OKUMA AYARLARI
Kulp'taki Maden Projesi İçin Verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı Mecliste
Kulp'taki Maden Projesi İçin Verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı Mecliste
📍 Konum: Diyarbakır, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 395
🕐 Son Güncelleme: 16.10.2026 14:10

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde planlanan maden arama projesi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı, TBMM gündemine taşındı.
  • Hazırlanan kapsamlı bilirkişi raporunda, bölgenin su kaynakları, aktif heyelan riski ve Silvan Barajı koruma alanında olması nedeniyle tehlike saçtığı vurgulandı.
  • Konuyla ilgili hukuki süreç devam ederken, projenin bölgedeki ekosisteme ve yer altı sularına vereceği zararlar Meclis soru önergesiyle soruşturuluyor.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan maden arama projesi, bölgedeki ekolojik riskler ve hukuki tartışmalarla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, tartışmalı projeye verilen idari kararları Meclis’e taşıyarak konuyu yetkili makamların değerlendirmesine açtı.

İslamköy mevkisinde Kılıç Kardeşler Madencilik tarafından yürütülmesi planlanan “Yarma ve Sondaj Yöntemiyle Maden Arama” projesi için Diyarbakır Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı, bölge halkı ve çevre örgütleri tarafından yargıya taşınmıştı. Konuyla ilgili benzer çevresel tahribat tartışmaları ve yerel kaygılar, tıpkı Göçtürk ve Kemerburgaz’daki sel felaketi süreçlerinde olduğu gibi doğal yaşamın korunması meselesini yeniden ön plana çıkardı.

Bilirkişi Raporunda Heyelan ve Yeraltı Suyu Tehlikesi

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’nde görülen iptal davası kapsamında mahkeme heyeti, 17 Temmuz 2026 tarihinde sahada keşif gerçekleştirmişti. Ardından maden, çevre, jeoloji, harita, ziraat ve orman mühendisleri ile biyologdan oluşan yedi kişilik uzman bilirkişi heyeti, 23 Eylül 2026 tarihli ortak raporunu hazırladı. Raporda yer alan jeolojik incelemeler, projenin barındırdığı büyük riskleri açıkça gözler önüne serdi.

Bölgenin kırıklı ve çatlaklı yapısının yeraltı suyu taşıma kapasitesine sahip olduğu belirtilen raporda, sondaj çalışmalarında kullanılacak kimyasal sıvıların yeraltı sularını kirletebileceği ifade edildi. Öte yandan, ruhsat sınırında aktif heyelan alanlarının bulunduğu, dik yamaçlarda yapılacak kazıların ve iş makinelerinin yaratacağı titreşimlerin bu riskleri tırmandıracağı kaydedildi. Bölgenin yüksek deprem kuşağında yer alması da tehlikenin boyutunu artırıyor.

Silvan Barajı Koruma Alanında Yer Alıyor

Çevre mühendisliği incelemelerinde ise Devlet Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğünün resmi görüşüne atıfta bulunuldu. Proje sahasının, Batman’ın içme ve kullanma suyunu temin edecek olan Silvan Barajı’nın Uzun Mesafeli Koruma Alanı içerisinde kaldığı tespit edildi. Proje Tanıtım Dosyası’nda su kaynaklarının koordinatları, debileri ve başlangıç su kalitesi analizlerinin eksik olması, uzmanların tepkisini çeken bir diğer unsur oldu.

Ülke genelinde doğal kaynakların yönetimi ve çevresel etkiler sık sık tartışma yaratırken, bu durum tıpkı Türkiye’de aynı günde hem yaz hem kış mevsimi yaşandı başlıklı haberlerde görülen iklim dengesizlikleri gibi ekolojik hassasiyetlerin önemini bir kez daha hatırlatıyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesinde, bu denli kritik bir bölgede maden arama faaliyetlerine neden izin verildiği sorgulanıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir