⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 412
🕐 Son Güncelleme: 16.10.2026 02:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul ve çevresinde etkili olan şiddetli sağanak yağışlar sırasında, valiliklerin “zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın” uyarılarına rağmen birçok sektörde çalışanlar işe devam etti.
- Kocaeli, Tuzla ve Yalova bölgelerindeki fabrikalarda ve tersanelerde üretim faaliyetlerinin aksamaması için çalışanların zorlu hava koşullarında çalıştırıldığı görüldü.
- Ekonomik zorunluluklar ve prim sistemleri, özellikle kurye ve dağıtım personeli gibi çalışanları hayati risk taşıyan sahalarda çalışmaya mecbur bırakıyor.
İstanbul ve çevresinde etkili olan şiddetli sağanak yağışlar, beraberinde ciddi bir iş güvenliği tartışmasını da getirdi. Valiliklerin afet riski nedeniyle yaptığı “zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın” çağrılarına rağmen, özel sektörde çalışan milyonlarca kişi için çalışma zorunluluğu işverenler tarafından belirlenmeye devam ediyor. Yaşanan son hava muhalefeti, işçilerin can güvenliği ile ekonomik üretim dengesini yeniden gündeme taşıdı.
Afet Koşullarında İş Güvenliği Tartışması
Geçtiğimiz aylarda Eyüpsultan Kemerburgaz’daki bir şantiyede meydana gelen talihsiz olay, bu tartışmaların en acı örneği olarak hafızalarda yerini koruyor. 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz’ün, yağmurun hafiflemesiyle sahaya geri çağrılması sonucu yüksek gerilim hattına temas ederek hayatını kaybetmesi, afet anlarında çalışma koşullarının ne kadar kritik olduğunu gösterdi. Benzer bir durum, son sağanak yağışlar sırasında Kocaeli Başiskele’deki fabrikalarda ve Tuzla-Yalova hattındaki tersanelerde de yaşandı. Bazı bölgelerde işçi servisleri su altında kalırken, üretim faaliyetlerinin aksamaması için çalışanların sırılsıklam bir şekilde görevlerini sürdürdüğü gözlemlendi.
Devletin idari yapısı Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Bakanlık ve Kurumda Atama Kararlarını İmzaladı haberiyle yeniden şekillenirken, yerel düzeydeki afet uyarılarının özel sektördeki karşılığı belirsizliğini koruyor. Kamu çalışanlarına idari izin verilirken, özel sektör çalışanlarının durumu tamamen işverenlerin inisiyatifine bırakılmış durumda.
Ekonomik Zorunluluklar ve Prim Sistemleri
Sahadaki gerçeklik incelendiğinde, işçileri riskli koşullarda çalışmaya iten temel motivasyonun ekonomik zorunluluklar olduğu görülüyor. Özellikle lojistik ve dağıtım sektöründe çalışanlar için durum daha da kritik. PTT bünyesinde taşeron olarak görev yapan dağıtım personeli, paket teslimatlarını tamamlayabilmek için sağanak altında kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalıyor. Prim sisteminin, çalışanları daha fazla paket teslim etmeye teşvik etmesi, hava koşullarının yarattığı riski artırıyor.
Bu durum, toplumsal düzenin korunması adına TBMM’de Türk Kızılay Kanun Teklifi Görüşülüyor: Denetim Tartışması gibi önemli yasal süreçlerin yürütüldüğü bir dönemde, sahadaki işçinin hayatta kalma mücadelesiyle tezat oluşturuyor. İstanbul Fatih’te Göçmen Kaçakçılığı ve Sahte Belge Operasyonu: 2 Tutuklama gibi asayiş olayları gündemi meşgul ederken, işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki denetimlerin yetersizliği dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, ağır hava koşullarında çalışma zorunluluğu, sadece bir iş disiplini meselesi değil, doğrudan bir can güvenliği meselesi olarak karşımıza çıkıyor. İşçilerin ekonomik kaygılarla riskli koşullara itilmesi, afet yönetimi süreçlerinin özel sektörü de kapsayacak şekilde daha kapsayıcı hale getirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.



