⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 415
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 12:54
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Avrupa Birliği, 2035 sonrası içten yanmalı araç üretimiyle ilgili düzenlemeyi Almanya ve Fransa’nın uzlaşmasıyla revize ederek teşvik kapsamını daralttı.
- Fransa’nın ısrarlı tutumu nedeniyle, daha önce Almanya’nın desteklediği Türkiye’nin teşvik sistemine dahil edilmesi planı rafa kaldırıldı.
- Yeni düzenleme, devlet desteklerini yalnızca AB üyesi ülkeler ve Avrupa Ekonomik Alanı ile sınırlandırarak Türkiye gibi stratejik ortakları devre dışı bıraktı.
Avrupa Birliği (AB) otomotiv sektöründe kartlar yeniden dağıtılıyor. 2022 yılında alınan ve 2035 yılından itibaren içten yanmalı motorlu araçların satışını yasaklamayı hedefleyen karar, Berlin ve Paris yönetimleri arasında gerçekleşen uzun müzakereler sonucunda revize edildi. Ancak bu revizyon süreci, Türkiye’nin otomotiv sanayisi için kritik bir engeli beraberinde getirdi.
Fransa’nın Hamlesi Stratejik Ortaklıkları Etkiledi
Almanya ve Fransa arasında varılan uzlaşı, otomotiv üreticilerine 2035 sonrasında da içten yanmalı ve hibrit araç üretimine devam etme imkanı tanıyor. Ancak bu esneklik, beraberinde katı bir “yerellik” şartı getiriyor. AB’nin yeni otomotiv teşvik düzenlemesi Türk sektörü için risk taşıyor ve bu durum, Türkiye’nin Avrupa sanayisine entegrasyonu noktasında ciddi bir bariyer oluşturuyor.
Daha önce Almanya’nın Türkiye’nin girişime katılmasına yönelik verdiği destek, Fransa’nın sanayi teşvikleri konusundaki ısrarlı tutumu karşısında sonuçsuz kaldı. Fransa’nın baskısıyla devlet desteklerinin sadece AB üyesi ülkeler, Birleşik Krallık ve Avrupa Ekonomik Alanı ile sınırlandırılması kararlaştırıldı. Bu kısıtlama, Türkiye’nin yanı sıra Japonya ve Güney Kore gibi küresel otomotiv devlerini de teşvik kapsamının dışında bıraktı.
Sektörel Tepkiler ve Bakanlık Girişimleri
Düzenlemeye yönelik eleştiriler sadece Türkiye cephesinden gelmiyor. Japon otomotiv devi Toyota’nın Avrupa birimi, anlaşmanın Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ortakları kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu iş birliğinin Avrupa’nın rekabet gücünü artıracağını belirtti. Uluslararası arenada elde edilen başarılar ve sektörel yetkinlikler, Avrupa’nın bu dışlayıcı politikasının ekonomik risklerini de gözler önüne seriyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Brüksel’deki temaslarında Türkiye’nin “Made in Europe” planına entegre edilmesi gerektiğini net bir dille ifade etmişti. Bakan Bolat, aksi bir durumun hem Türkiye hem de Avrupa ekonomisine zarar vereceği konusunda uyarıda bulunsa da, Fransa’nın haziran ayında pozisyonunu değiştirmesiyle ibre Türkiye’nin aleyhine döndü.
Gelecek Perspektifi: Teşvikler Diğer Sektörlere de Yayılacak mı?
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, içten yanmalı motor yasağının tarih olacağını duyursa da, bu gelişmenin diğer sektörleri nasıl etkileyeceği merak konusu. Öte yandan Türkiye’nin Avrupa ile olan ekonomik ve kültürel iş birliği, otomotiv dışındaki alanlarda da benzer bir “korumacı” duvarla karşılaşma riski taşıyor. AB Konseyi’nde çoğunluk desteği alması beklenen bu yeni düzenleme, önümüzdeki dönemde Avrupa pazarında rekabet kurallarının yeniden yazılacağının habercisi niteliğinde.



