⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 394
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 17:08
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 17 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi’ndeki El-Ehli Baptist Hastanesi’ne düzenlenen hava saldırısında yüzlerce sivil hayatını kaybetti.
- Saldırı öncesinde hastaneye yönelik tahliye uyarıları yapıldığı, ancak uluslararası güvencelerle kurumun faaliyetlerine devam ettiği belirtildi.
- Olay, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırırken, Gazze’deki sağlık altyapısının korunmasızlığına dair tartışmaları derinleştirdi.
Gazze Şeridi’nde 17 Ekim 2023 tarihinde meydana gelen ve bölgedeki insani krizin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen El-Ehli Baptist Hastanesi saldırısının üzerinden üç yıl geçti. Yüzlerce insanın sığındığı hastanenin avlusuna düzenlenen saldırı, savaşın ilk günlerinden itibaren sağlık kuruluşlarının maruz kaldığı ağır tehditleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Tarihi Hastanede Yaşanan Büyük Trajedi
1882 yılında kurulan ve bölgedeki en eski sağlık merkezlerinden biri olan El-Ehli Arap Hastanesi, 1954-1982 yılları arasında Baptist misyonerler tarafından yönetildiği için halk arasında “Baptist Hastanesi” olarak anılmaya devam etti. Din veya aidiyet ayrımı gözetmeksizin tüm bölge halkına hizmet sunan bu kurum, Ekim 2023’te başlayan yoğun çatışmalar sırasında sivillerin tek güvenli limanı olarak görülüyordu.
Saldırı günü, hastane sadece tedavi gören hastalarla değil, aynı zamanda evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce yerinden edilmiş sivilin sığındığı bir bölge konumundaydı. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, gerçekleşen patlamada yaklaşık 500 kişi hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise 342 kişinin yaralandığını rapor ederek olayın vahametini belgeledi.
Tahliye Uyarıları ve Uluslararası Güvenceler
Gazze Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Eburriş’in açıklamalarına göre, hastane saldırıdan günler önce hedef alınmıştı. 14 Ekim tarihinde iki füzeyle uyarıldığı belirtilen hastane yönetimi, İsrail tarafından tahliye edilmeleri yönünde baskıya maruz kaldı. İngiltere’deki Anglikan Kilisesi yetkilileriyle iletişime geçen hastane yönetimi, uluslararası kurumlardan faaliyetlerini sürdürebileceklerine dair güvence aldıklarını ifade etmişti. Ancak bu süreç, dünya genelinde Brüksel’de eğitim politikalarına yönelik protesto gibi geniş çaplı eylemlerle kınanan bir insani felakete dönüştü.
Sağlık Altyapısı ve Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler (BM), yaşanan bu olayı savaşın en kanlı olaylarından biri olarak nitelendirdi. Saldırı, yalnızca bir hastanenin değil, aynı zamanda uluslararası hukukta korunması gereken sağlık merkezlerinin de ne kadar kırılgan olduğunu kanıtladı. Tıpkı Bangladeş’te tatil mekanında çıkan yangında olduğu gibi, aniden gelişen bu büyük felaketler, sivil alanların güvenliği konusunda küresel bir tartışma başlatmaktadır. Günümüzde bölgedeki sağlık hizmetlerine erişim hala ciddi riskler taşımaya devam ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün o dönemki verileri, hastanenin tahliye emri verilen 20 sağlık kuruluşu arasında yer aldığını doğruluyordu. Aradan geçen üç yıla rağmen, olayın hukuki ve insani sorumlulukları üzerindeki tartışmalar, uluslararası arenada gündemdeki yerini koruyor.



